tr  en  fr  ru  ar

Sayı İçerik

.
Makaleler

İçerik

1. Edebiyatta Tersinme/Üslûbu’t-Tehekküm Sanatının Arap Dili ve Edebiyatında Bazı Örnekleri

Yıl : 201601 Sayı : 0 Sayfa : 9-26 İndir : 20160101.pdf

Yazar : Kadir KINAR

Öz

Yunanca kandır- fiilinden türeyen εἰρωνεία (eirōneía) ironi/Tersinme, kelime olarak “söylenilenin tersini kasdetmek” ya da “bilip de bilmezlikten gelmek”tir. İroni için bir şeyi söyleyip tam tersini kastetmek olarak çok genel bir tanım yapmak mümkündür. En geniş anlamıyla ironi bir belagat üslubu, edebi bir tekniktir. Yüzeyde belli bir anlam ifade eden ama hakikatte tam tersi bir anlamı kasteden bir anlatımdır. İroni, sözel, dramatik ve durumsal gibi kategorilere ayrılabilir. Sözel, dramatik ve durumsal ironi genellikle asıl kastedileni vurgulamak için kullanılır. 

İroninin sözlü ironi, durum ironisi, dramatik ironi, kritik ironi, komik ironi, trajik ironi, nihilist ironi, paradoksal ironi, nazik ironi, kişisel olmayan ironi ve kozmik ironi birçok türü vardır. Biz bu makalede Kur’an’da ve Arap şiirinde bulunan bazı sözlü ironi/tersinme türlerini inceleyeceğiz. Bu makale Kur’an’da ve Arap şiirinde bulunan bazı sözlü ironilerin semantik ve pragmatik imalarını açıklamayı amaçlamaktadır. 

Bu makale semantik ve pragmatik perspektiflerden bakarak bazı ironik ifadeli ayetlerin ve şiirlerin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla incelenmek üzere birkaç Kur’an ayeti ve bazı Arap şiiri parçaları seçilmiştir. Makalede Kur’an’dan ve Arap şiirinden bazı sözlü ironi ifadeleri çağdaş semantik ve pragmatik sahalarının uzmanları tarafından ortaya konan temel sözlü ironi modelleri açısından incelenerek açıklanmaya çalışılmıştır. 

Anahtar Kelimeler: Kur’an, Ayetler, İroni, Alaysama, Şiir

Lisans: Kadir KINAR isimli yazarın "Edebiyatta Tersinme/Üslûbu’t-Tehekküm Sanatının Arap Dili ve Edebiyatında Bazı Örnekleri" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

Some Aspects Of Verbal Irony In The Arabic Language and Literature

Abstract

Irony (fromAncient Greek εἰρωνεία (eirōneía), meaning "dissimulation, feigned ignorance" is an umbrella term which can be used with a lot of different meanings in various texts; hence it is hard to explain it in a single definition. Irony can be vaguely defined as “saying thing while meaning the opposite”. 

In its broadest sense, is a rhetorical device, literary technique, or event in which what appears, on the surface, to be the case, differs radically from what is actually the case. Irony may be divided into categories such as verbal, dramatic, and situational. Verbal, dramatic, and situational irony are often used for emphasis in the assertion of a truth.

This article aims at shedding light on the semantic and pragmatic implications of verbal irony in the Koran and Arabic poetry. This article aims to provide a better understanding of the ironic ayaat and poetries through semantic and pragmatic perspectives. For this purpose, a few ironic ayaat and some parts of Arabic poetry were selected for the analysis. The article is based on analyzing, and clarifying the implicated meaning of some verbal irony expressions from the Holy Quran and the Arabic poetry in terms of the main verbal models of irony proposed by contemporary specialists of semantic and pragmatic studies.

Keywords: Quran, Verses, Irony, Sarcasm, Poetry

License: "Some Aspects Of Verbal Irony In The Arabic Language and Literature" by Kadir KINAR is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

2. Hadiste Telfik: Metin Eksenli Bir Araştırma

Yıl : 201601 Sayı : 0 Sayfa : 27-50 İndir : 20160102.pdf

Yazar : Süleyman DOĞANAY

Öz

Temel anlamı birleştirmek ve eklemek olan telfik sözcüğü, Usûl-i Fıkıh ve Furû-i Fıkıh ilminde farklı bir anlama sahip olmakla birlikte, Hadis ilminde de terim anlamında kullanıma sahiptir. Hadis ilminde telfik, aynı konudaki farklı hadislerin birleştirilerek tek hadismiş gibi rivayeti şeklinde kullanıma ilave olarak, farklı isnad ve lafızlarla rivayet edilen bir hadisin isnad ve metinlerinin birleştirilmesi anlamına da gelmektedir. Tanımlardan da anlaşılacağı üzere, telfikin hem sened hem de metinle ilgili boyutları mevcuttur.

Telfik sözcüğüne dair zikretmiş olduğumuz bu anlam alanlarını telfikin uygulanış şekilleri başlığı altında ayrıca ele aldık. Telfik’in aynı konudaki farklı hadislerin birleştirilerek tek hadismiş gibi rivayeti şeklindeki anlamını merkeze alarak, makalemizin konusunu sınırlandırmış olduk. Sınırlandırma dâhilinde, telfikin senedle ilgili boyutlarını çalışmamızın dışında tutup, birbirinden farklı hadislerin metinlerinin birleştirilmesi ve rivayetini dikkate alıp araştırmamızı sürdürdük. Bu bağlamda, âlimlerin hadiste telfike ilişkin görüş ve değerlendirmelerini aktardıktan sonra, hadis literatürü içerisinde yaptığımız taramalardan elde edilen metin eksenli telfik örneklerine ve bunların tenkidine yer verdik.

Anahtar Kelimeler: İsnad, Metin Tenkidi, Rivayet Lafızları, Telfik, Tahric Kitapları

Lisans: Süleyman DOĞANAY isimli yazarın "Hadiste Telfik: Metin Eksenli Bir Araştırma" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

Talfıq In Hadith: A Text-Based Research

Abstract

The word “talfiq,” whereof the basic meaning is to combine and add, despite having different meaning in Usūl al-fiqh and furu' al-fiqh, has the technical use in the hadith. Although talfiq used in the sense of combining the various ahadith on the same subject and narrating them as a single hadith, it means combining the sanad (chain of narrators) and the texts of a hadith has been narrated with different sanad and texts. As it is understood from the descriptions, talfiq has the dimensions relating with both sanad and text. 

We tackled these meaning areas mentioned under the title of the application forms of talfiq as well. We have limited the subject of our article, by locating it`s the meaning of narrating of the various ahadith on the same subject as a single hadith to center. Within this limitation, we continued our research by keeping out the dimensions of talfiq relating with sanad and taking into account the combination of hadith texts are different from one another and its narrative. In this context, after giving scholars` the views and assessments concerning talfiq, we have given place the examples of text-axis talfiq and the criticism of them have been achieved from our researches in the hadith literature

Keywords: Isnad, Text Criticism, The Narrative Words, Talfiq, Takhrij Books

License: "Talfıq In Hadith: A Text-Based Research" by Süleyman DOĞANAY is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

3. Kadim Bir Soğukluğun Modern Temsili: İlahiyat Fakültelerinde Felsefe Fobisi

Yıl : 201601 Sayı : 0 Sayfa : 51-58 İndir : 20160103.pdf

Yazar : Erdal BAYKAN

Öz

Bu makalenin amacı, İlahiyat Fakültelerinde felsefeye ilişkin var olan olumsuz yargıların nedenlerine dikkat çekmektir. İslam dininin aurasında gelişen düşünsel zenginliği ve beraberinde inşa edilen medeniyeti anlamak ya da tahkim edebilmek için İslam Felsefe geleneği üzerinden yürütülen eleştiriler ve tartışmalar ne yazık ki sonraki dönemlerde Gazali’nin etkin katılımından da istifade edilerek sürdürülmesi yerine bütün bir düşünsel hasıla entelektüel çaba olmaktan çıkarılarak dini bir teyakkuzla karşılanmıştır. Bu ilk travmadır. Felsefeye karşı olumsuz yaklaşımın diğer bir nedeni ise yeni kurulan Cumhuriyetin ideolojik yönelimleri çerçevesinde dini, hayatın bütün alanlarından çıkaracak yeni kültürel kodların transfer edilmesiyle şekillenmiştir. Bu pozitivist yönelimi temellendirebilmek için felsefenin tanımından başlanarak yeni bir kurgu dizayn edilmiştir. Bu da ikinci travmayı oluşturmuştur.

Bildiride İlahiyat Fakülteleri ve benzeri çevrelerde tevarüs eden karşıtlığın nasıl aşılabileceği hususu 'Hakikat’in çok boyutluluğu’ndan hareketle, herhangi bir yoruma tarih üstü bir değer atfedilmesi hali sadece dini olanda değil hayatın bütün boyutlarında sıkıntılara yol açmaktadır yargısı dillendirilmeye çalışılmaktadır.

Anahtar Kelimeler: İlahiyat Fakültesi, Felsefe, Türkiye Cumhuriyeti, Hakikat, Yorum

Lisans: Erdal BAYKAN isimli yazarın "Kadim Bir Soğukluğun Modern Temsili: İlahiyat Fakültelerinde Felsefe Fobisi" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

Modern Representation Of An Ancient Apathy: Philosophy-Phobia In Faculties Of Theology

Abstract

The aim of this paper is to draw attention to the reasons of the existing negative judgements about philosophy in faculties of theology. There are some discussions and criticisims in the tradition of Islamic Philosophy to be able to understand or strengthen the intellectual wealth which was improved in Islamic aura and the civilisation which was built together this intellectual improvment. These discussions and criticisms the whole intellectual proceeds was responded with religonal vigilance by being excluded intellectual effort instead of being maintained by being utilized the ascendant participation of al Ghazali in the subsequent era. This is the first trauma. Another reason of unfavourable image of philosophy was formed by being transfered new cultural codes which excluded the religion out of all aspects of life in the ideoligial frame of the new republic. To be able to found this positivist approach a new construct was designed by being started the definition of philosophy. This is the second trauma.

In this study the problem of how to overcome this contrast inherited in the Faculties of Theologies and similar areas is discussed emphasizing the multi-dimensionality of Truth (Haqikah), and that the notion of attributing suprahistorical value to any comment causes some problems related not only to religious life but also to all aspects of life will be tried to being expressed.

Keywords: Faculty of Theology, Philosohy, Republic of Turkey, Truth, Interpretation

License: "Modern Representation Of An Ancient Apathy: Philosophy-Phobia In Faculties Of Theology" by Erdal BAYKAN is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

4. İnsanlığın En Eski Tapınağı Göbeklitepe Teolojik Olarak Bize Ne Söyler?

Yıl : 201601 Sayı : 0 Sayfa : 59-74 İndir : 20160104.pdf

Yazar : Hasan ÖZALP

Öz

Göbeklitepe arkeologlara göre, insanlığın en eski tapınaklarından biridir. Bu çalışmada on iki bin yıl öncesine dönerek hem bu yapı hakkında bilgi vermeye çalışacağız hem de bu yapının teolojik ve felsefi çağrışımlarına dikkat çekerek bir yorum denemesinde bulunacağız. Araştırmamız da, Göbeklitepe'yi arkeoloji ve sanat tarihi açısından değil de din felsefesi ve dini sembolizm açısından inceleyeceğiz. Araştırmamızda arkeoloji ve tarihi coğrafyanın bize sağladığı verilerden yararlandık. Çalışmanın temel amacı arkeolojinin bölgeden elde ettiği veriler ve bu verilerin tarihi coğrafya ve dinler tarihi açısından değerlendirilmesidir. Yeri geldiğinde bu verileri din dili ve dini sembolizm açısından yorumladık. Sonuç olarak taş devri insanının sanılanın aksine ilkel olmadığını, Göbeklitepe’nin kutsal yapılar alanı olduğunu ve inancın insanlık tarihi kadar eski olduğuna dair önemli gerekçelerin bulunduğu sonucuna ulaştık. Göbeklitepe kutsal yapılar alanı üzerinden insanlığın medeniyet gelişimi üzerine yeniden düşünülmesi gerektiği kanaatine ulaştık. Asıl amacımız Göbeklitepe'yi felsefe ve teoloji literatürüne taşımak ve bunun nasıl sağlanacağına dair bir metot ve konu önerisi sunmaktır. Bu sebeple çalışmamız sadece bir yorum denemesidir.

Anahtar Kelimeler: Göbeklitepe Tapınağı, Taş Devri, Dini Sembolizm, Arkeoloji, Antropoloji, Din Felsefesi

Lisans: Hasan ÖZALP isimli yazarın "İnsanlığın En Eski Tapınağı Göbeklitepe Teolojik Olarak Bize Ne Söyler?" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

What Does Gobeklitepe, Humanity's Oldest Temple, Tell Us Theologically?

Abstract

Gobeklitepe is regarded as one of the oldest temples of the humanity according to archaeologs. In this work, by going back twelve thousand years, we will attempt both to provide information about this structure and to make interpretations by highlighting the theological and philosophical associations of this structure. In our study, we will examine Gobeklitepe not from the perspective of archaeology and history of art but from that of philosophy of religion and religious symbolism. In our research, we benefit from the data of archeology and historical geography. The basic aim of this search is archaeological data that is obtained in the region and to evaluate these datas based on the historical geography and the history of religions. When it is, we have interpreted according to language of religion and religious symbolism. As a result, contrary to popular belief, we saw important reasons Gobeklitepe area that is sacred structures, the people of the Stone Age is not primitive and faith is as old as humanity. We have reached the conclusion that must be rethought the development of human civilization on the Gobeklitepe Temples. Our main objective is to connect Gobeklitepe with philosophical and theological literature and to propose a method and subject as to how to accomplish this. Thus, our study is just an attempt at interpretation.

Keywords: Temple of Gobeklitepe, Stone Age, Religious Symbolism, Archaeology and Anthropology, Philosophy of Religion

License: "What Does Gobeklitepe, Humanity's Oldest Temple, Tell Us Theologically?" by Hasan ÖZALP is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

5. Gazzâlî’ye Göre, Mahrem Tecrübe: Huzûrî Bilgi

Yıl : 201601 Sayı : 0 Sayfa : 75-95 İndir : 20160105.pdf

Yazar : Cenan KUVANCI

Öz

Gazzâlî`ye göre, insanın anlama kabiliyetinin sınırları, rasyonel düşünmenin metafizik alandaki erişim alanıyla kısıtlanamaz. Rasyonel-mantıksal düşünme biçimi, karşılaştırma, tasnif, tefrik, analiz ve inşâ etme amacıyla hareket eder. Oysa, anlama, salt rasyonel-mantıksal düşünmenin ötesine geçer. Başka anlama biçimlerine tahsis edilecek yerimiz dâima olmalıdır. Dünyamızı şekillendiren fikirlerin, sadece fikirden ibaret olduğunu farz edemeyiz; onların nereden geldiklerini de önemsemeliyiz. Nitekim, Varlık hakkında hakikî bilgi, mahrem tecrübe yoluyla elde edilir. Mahrem tecrübeye dayalı bilgi, doğrudan içeriden ulaşılan bir bilgidir; dışarıdan değil. Bu, ancak hâl ve sıfatları değiştirerek, manevî zevk yoluyla mümkündür; dinleme ve tâlim yoluyla değil. Bu amaçla, öncelikle, yerilen özelliklerden kalp arındırılır ve orada bir aydınlanma olur. Çünkü idrâkin mahalli kalptir. Kalp ile tüm organlarımızı yöneten ve yönlendiren gayrı-cismânî bir şeyi kastediyoruz. Bu aydınlanmayla, daha önceden ismini duyduğumuz; belirsiz ve genel anlamlarıyla hayal ettiğimiz pek çok şey açığa çıkar ve görünür. Açığa çıkan anlamlar, mecâzî ve temsilî dille ifade edilir, soyut felsefî dille değil. Bu nedenle, kelimeleri Varlık ya da Hakikat için kullanırken, mümkün olduğu ölçüde, bir miktar semantik ve sentaktik kurallar gevşetilir.

Anahtar Kelimeler: Mahrem tecrübe, Kalp, Keşf, Husûlî bilgi, Huzûrî bilgi

Lisans: Cenan KUVANCI isimli yazarın "Gazzâlî’ye Göre, Mahrem Tecrübe: Huzûrî Bilgi" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

According To Al-Ghāzālī: Knowledge By Presence

Abstract

According to Al-Ghāzālī the limits of human comprehension ability can not be restricted in the coverage zone of the rational thinking in the realm of metaphysical area. Rational-logical thinking moves to make comparing, sorting, distinguishing, analyzing and constructing.  In fact understanding goes beyond mere rational-logical thinking. Our place which will be allocated to other types of understanding, should always be. We can not assume that the ideas shaping our world are just ideas; we should also care about where they come from. Indeed the genuine knowledge about Being is obtained by the intimate experience. The intimate experience-based knowledge is a directly accessed knowledge from the inside, not the outside. This is only possible through spiritual experience by changing the situations and attributes, not through listening and theoretical training. For this purpose, firstly, the condemned features are removed from the heart and then a enlightenment takes place there. Because the locus of comprehension is the heart (qalb). By the heart, we mean a non-material thing governing and directing all our organs. Many things which we have heard the names of which before and we dreamed of vague and general, come into open and visible. The resulting meanings are expressed in figurative and analogical language not with abstract philosophical language. Therefore, when using the words for Being or Truth, to the greatest extent possible, the semantic and syntactic rules are loosened.

Keywords: Intimate experience, Qalb, Unveil, Knowledge by description, Knowledge by presence

License: "According To Al-Ghāzālī: Knowledge By Presence" by Cenan KUVANCI is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

6. Abbâsi Şehirciliğinin Bağdat Dışındaki Tezahürleri: Irak Bölgesi

Yıl : 201601 Sayı : 0 Sayfa : 97-138 İndir : 20160106.pdf

Yazar : Kadir KAN

Öz

Abbâsîler dönemi (132/750-656/1258), İslam şehirciliğinin en önemli ve verimli aşamalarından birini teşkil eder. İslam şehirciliği için olgunluk devri olarak ifade edilebilecek bu dönemde Müslüman coğrafyadaki şehirleşme potansiyeli iyice açığa çıkar ve çok sayıda şehir kurulur. Özellikle Abbâsîlerin ilk asrında (132/750-232/847) kurulan şehirler, hem sayı hem de nitelik bakımından İslam tarihinin diğer devirlerine göre üstünlük arz ederler. Güvenli başşehir arayışıyla başlayan ve her halifenin kendi adıyla anılacak şehirler kurma isteklerinin etkisiyle gelişen şehirleşme faaliyeti, İslam medeniyet tarihinde etki bırakan çok sayıda şehrin ortaya çıkışını netice verir. Kuruluşu kadim dönemlere uzanan şehirler de bu süreçte yeniden canlanır ve eski parlak günlerine kavuşurlar.

Abbâsîler devrinde ülkenin doğusundan batısına bütün bölgelerinde inkişaf eden şehircilik faaliyetinin en yoğun olduğu yer, devletin idari merkezi durumunda olan Irak’tır. Bu çerçevede Abbâsîlerde şehircilik denilince ilk akla gelen kent Bağdat olsa da, Mezopotamya bölgesinde Bağdat dışında irili ufaklı çok sayıda şehir ortaya çıkmıştır. Bu makalede Abbâsîlerin kuruluşunu takip eden ilk asırda, Bağdat dışındaki Irak merkezli şehircilik faaliyetleri ele alınacaktır.

Anahtar Kelimeler: Abbâsîler, Şehircilik, Irak, İslam Medeniyeti

Lisans: Kadir KAN isimli yazarın "Abbâsi Şehirciliğinin Bağdat Dışındaki Tezahürleri: Irak Bölgesi" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

-

Abstract

Abbâsîd era (132/750-656/1258) is one of the most important and productive stages of Islamic urbanism. This period can be expressed as the classical period of the Islamic urbanism. The potential of urbanization in the Islamic world reveal clearly and many cities have been established in every part of the Muslim world. Especially the cities which are established at the first century of Abbâsîds were superior when compared to cities in other periods of Islamic history. Abbâsîd urbanization activity started by searching safe capital city and grew by the desire of each caliph to found the cities are associated with his name. This process led to emerge the cities leaving deep effects on the history of Islamic civilization.

Iraq is both administrative center of the state and the place where urbanization activity which has developing in all regions of the country from the east to the west is the most intense during the Abbâsîd period. In this frame, even though Baghdad comes to mind when called urbanization, a lot of large and small cities have been founded in the Mesopotamia region except Bagdad. In this article Iraq-based urbanism activities without Baghdad in the first century following the establishment of Abbasid will be disscussed.

Keywords: Abbâsîds, Urbanism, Iraq, Islamic Civilization

License: "-" by Kadir KAN is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

7. İnanç Gelişim Teorisi: İnanç Aşamaları

Yıl : 201601 Sayı : 0 Sayfa : 139-156 İndir : 20160107.pdf

Yazar : Mustafa ULU

Öz

İnanç gelişim teorisi kaleme alındığı 1981 yılından günümüze kadar inanç ve onun gelişimi konusunda en çok incelenen, değerlendirilen ve tartışılan teorilerden birisi olmuştur. Bu teori üzerinde 200’den fazla çalışma gerçekleştirilmiştir. Bizzat James W. Fowler’in kendisi, 2015 yılı Ekim ayındaki vefatına kadar sürekli olarak inanç olgusu üzerinde çalışmalarda bulunmuş ve çok sayıda makale ve kitap kaleme almıştır. Bu makale de ülkemizde üzerinde çok az çalışmanın yapıldığı bir konunun detaylı olarak incelenmesi amaçlanmaktadır. Fowler, inanç konusunda bebeklerin inanç gelişimini kategorize eden bir ön aşama da dahil edildiğinde yedi basamaklı bir aşama modeli ileri sürmüştür. Fowler’in teorisine göre bir aşamadan diğerine geçiş otomatik olarak gerçekleşmemekte, bireyin bir önceki aşamada ortaya çıkan gelişim ödevlerini başarılı bir şekilde tamamlaması gerekmektedir. Ayrıca teoride sürekli bir ilerleme meydana gelmekte olup tamamlanan bir aşamaya geri dönmek söz konusu değildir. Çalışmanın son bölümünde ise kısa bir şekilde insanların hangi inanç basamağında oluklarının tespit edilmesi amacıyla Fowler tarafından geliştirilen ‘İnanç Gelişim Mülakatı’ hakkında bilgi verilmektedir.

Anahtar Kelimeler: İnanç, Gelişim, Teori, Fowler, Aşama

Lisans: Mustafa ULU isimli yazarın "İnanç Gelişim Teorisi: İnanç Aşamaları" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

Faith Development Theory: Stages of Faith

Abstract

Faith Development theory has been one of the most studied, assessed and discussed theory about faith and its development from 1981 that it has been written until now. Works over 200 have been studied on this theory. James W. Fowler, himself, has studied on the faith phenomenon and written a lot of articles and books continuously until his death in October 2015. In this article it has been intended to study on a topic detailed, which is studied just in a few works in our country. Fowler has argued that there are seven stages in faith development when added a primal faith stage, which categorizes the faith development of infants. According to Fowler’s theory transition from one stage to another isn’t automatical process; it needs to complete succesfully person’s development assignments, which appears in the former levels. Additionally there is a progress continuously in the theory and it isn’t possible to return to completed stages. In the conclusion an information about ‘The Faith Development Interview’ developed by Fowler to determine that which stage a person is in? has been given briefly.

Keywords: Faith, Development, Theory, Fowler, Stage

License: "Faith Development Theory: Stages of Faith" by Mustafa ULU is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

8. Cumhuriyet Dönemi Eğitim Literatüründe Din Eğitimine İlişkin Temel Kavramların Kullanılışı Üzerine Bir Araştırma

Yıl : 201601 Sayı : 0 Sayfa : 157-205 İndir : 20160108.pdf

Yazar : Cemil OSMANOĞLU

Öz

Sosyal bilimlerde nitelikli bilgi üretebilmek için, araştırmacıların ortak bir dil kullanmaları önemlidir. Ortak dilden kastedilen, anlam birliği, belli bir terminoloji ve atıf bütünlüğüdür. Herkesin kavram ve terimleri gelişigüzel kullandığı bir disiplinde, nitelikli bilimsel faaliyet yürütülemeyeceği gibi bu faaliyetin kılavuzluğunda yürütülen uygulamalar da emek, zaman ve maliyet israfına yol açabilecektir. Türkiye’de henüz gelişme aşamasında olan Din Eğitimi Biliminin de belli bir terminoloji ve atıf birlikteliğine sahip olması gereklidir. Bu noktada din eğitimi biliminde sıkça kullanılan kavramların başında gelen “din eğitimi”, “dinî eğitim” ve “din öğretimi” gibi kavramları açıklığa kavuşturmak gerekmektedir. Bunun ilk aşaması ise söz konusu kavramların literatürde nasıl işlendiğine bakmaktır. Kavramların ilgili literatürde kullanımının izini sürmek, din eğitimi biliminde ortak bir anlam dünyası ve iletişim zemininin geliştirilmesi bakımından önem taşımaktadır. Bu çalışmada yukarıda verilen kavramların, Cumhuriyet dönemi eğitim literatüründe nasıl kullanıldığı belli isimlerden seçilen metinlerden hareketle irdelenmiş, bu bağlamda ilgili kavramların kullanımında belli bir terminolojik tutarlılık ve sürekliliğin olup olmadığı örnekleriyle ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırma sonucunda, söz konusu kavramların ilgili literatürdeki kullanılışında önemli ölçüde bütünlük ya da tutarlılığın bulunmadığı görülmüştür.

Anahtar Kelimeler: Din eğitimi, Dinî eğitim, Din öğretimi

Lisans: Cemil OSMANOĞLU isimli yazarın "Cumhuriyet Dönemi Eğitim Literatüründe Din Eğitimine İlişkin Temel Kavramların Kullanılışı Üzerine Bir Araştırma" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

A Research on The Usage of Basic Concepts Regarding Education of Religion During The Republic Period in Turkey

Abstract

In order to produce quality information in the social sciences, it is important to use a common language by researchers. Common language is to have a unity of meanings and certain terminology and reference combination. Qualified scientific activities can not be conducted in a discipline where everyone uses the concepts and terms indiscriminately and it is also practical activities carried out under the guidance of this effort can lead to wasted time and cost. The Pedagogy of Religion that it is in development period in Turkey needs certain terminology and reference combination. In this point it is necessary to make clear terms like “education of religion”, “religious education”, “teaching religon” that they are used frequently. First step for this to look at how used the concepts in literature. To trace of concepts in the relevant literature is important for developing of common meaning world and communication ground in The Pedagogy of Religion. In this study it is investigated how it is used above concepts in education literature in the Republic Period in Turkey by selecting some texts from specific names. In this research it is tried to show by particular example whether it has continuity and consistency in use of concepts. As a result it is seen that there is no consistency or semantic integrity in the use of these concepts in the literature substantially.

Keywords: Education of religion, Religious education, Teaching religion

License: "A Research on The Usage of Basic Concepts Regarding Education of Religion During The Republic Period in Turkey" by Cemil OSMANOĞLU is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

9. Tepkisel ve Gelişimsel Sınıf Yönetimi Modellerinin Ahlak Eğitimiyle İlişkisi

Yıl : 201601 Sayı : 0 Sayfa : 207-221 İndir : 20160109.pdf

Yazar : Muhammed Esat ALTINTAŞ

Öz

Sınıflarda öğretmenlerin sergilediği davranışlar, öğrencilerin kendi ahlaki değerlerini inşa etmesini olumlu veya olumsuz manada etkileyebilir. Bu sebeple öğretmenin benimsediği sınıf yönetimi modeline göre öğrencilerin ahlaki gelişimi pozitif veya negatif olarak etkilenecektir. Sınıftaki düzen ve organizasyonun etkili bir öğretim için gerekli olduğu üzerinde ittifak halinde olunmasına karşın sınıf yönetiminin amacı ve nasıl sağlanacağı konusunda yaklaşım farklılıkları bulunmaktadır. Örneğin tepkisel sınıf yönetimi modeli öğrencinin dışarıdan kontrolüne aşırı vurgu yaparken, gelişimsel sınıf yönetimi modeli öğrencilerle kurulacak ilişkinin niteliği üzerinde daha çok durmaktadır. Öğretmenlerin takip edecekleri sınıf yönetimi modeli, ahlak eğitiminin başarısını belirlemede önemli bir yere sahiptir. Bu sebeple sınıf yönetimi modellerinin ahlak eğitimi ve ahlaki gelişim üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğunun ortaya konulmasına ihtiyaç vardır. İşte bu nedenle, bu teorik çalışmanın temel amacı, tepkisel ve gelişimsel sınıf yönetimi modellerini ahlak eğitimiyle ilişkisi üzerinden analiz edip değerlendirmektir. Bu çalışmada nitel araştırma modeli benimsenmiştir. Nitel araştırma modeli içerisinde yer alan doküman incelemesi yöntemi kullanılarak çalışmanın problemiyle ilgili muhtelif çalışmalara ve araştırmalara ulaşılmıştır; bunlar, çalışmanın amacı çerçevesinde betimsel olarak analiz edilip değerlendirilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Sınıf Yönetimi, Ahlak Eğitimi, Öğretmen

Lisans: Muhammed Esat ALTINTAŞ isimli yazarın "Tepkisel ve Gelişimsel Sınıf Yönetimi Modellerinin Ahlak Eğitimiyle İlişkisi" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

Relationship Between Moral Education and Traditional-Developmental Classroom Management

Abstract

Behaviours of teachers in the classrooms affect students’ moral development positively or negatively. In this regard, depending upon classroom management approach adopted by teacher, individual student moral conduct conforms to the shared morality and social norms of the classroom community. Even though there is general agreement on classroom organization in order to optimize academic learning, there are several approaches to classroom management which differs in their goals, view of children, methods, and the source of its power. For instance, developmental classroom management places more emphasis on building relationships than on controlling students as in traditional classroom management. A classroom management approach that teachers will follow has an important place on moral education. In this theoretical study, the relationship between several approaches to classroom management and moral education was analyzed and evaluated. A qualitative research model is used in this theoretical study. Various studies and researches related to this theoretical study’s main problem were reached and was evaluated by using document analysis located in a qualitative research model.

Keywords: Classroom Management, Moral Education, Teacher

License: "Relationship Between Moral Education and Traditional-Developmental Classroom Management" by Muhammed Esat ALTINTAŞ is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

10. Roma’lı Giles ve “Errores Philosophorum” İsimli Eser Üzerine

Yıl : 201601 Sayı : 0 Sayfa : 223-237 İndir : 20160110.pdf

Yazar : Özcan AKDAĞ

Öz

Ortaçağda, Müslümanlarla Latin Batı Hıristiyan dünyası arasındaki yakın ilişkiden dolayı, İslam düşüncesine ait pek çok eser Latince’ye çevrilmiştir. İlk zamanlarda bu eserler astronomi ve tıp ile alakalı eserler iken, daha sonraları İbn Sînâ’nın eş-Şifâ: İlahiyat’ı, Gazâlî’nin Makâsıdu’l-Felâsife’si ve İbn Rüşd’ün, Aristoteles’in Metafizik, Fizik vb. eserlerine yazmış olduğu şerhler de çevrilmeye başlanmıştır. Bu vesileyle, İslam düşüncesinde carî olan, Tanrı’nın tikelleri kendi zatlarında bilip bilmediği, Tanrı’nın zatı gereği fiilde bulunup bulunmadığı, din ve felsefenin uzlaşıp uzlaşmayacağı gibi tartışmalı pek çok mesele Batı’ya intikal etmiştir. Roma’lı Giles de, Hıristiyan akidesi açısından hangi düşüncenin doğru, hangisinin yanlış olduğunu göstermek için Errores Philosophorum (Filozofların Yanılgıları) adlı bir eser kaleme alarak Hıristiyan akidesine aykırı gördüğü bir takım fikirleri derlemiştir. Giles’in çalışmasına baktığımız zaman, yanılgılarını derlediği düşünürlerin bir kısmının Kindî, İbn Sînâ, Gazâlî ve İbn Rüşd gibi Müslüman düşünürler olduğunu görebiliriz. Bu minvalde bu çalışmamızda, İslam düşüncesinin Ortaçağ’da, Latin Batı dünyasının entelektüel hayatını ve tartışmalarını nasıl etkilediğini Giles’in söz konusu eserini temele alarak göstermeye çalışılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Roma’lı Giles, İslam Düşüncesi, Kindî, İbn Sînâ, Gazâlî, İbn Rüşd, İbn Meymun

Lisans: Özcan AKDAĞ isimli yazarın "Roma’lı Giles ve “Errores Philosophorum” İsimli Eser Üzerine" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

On Giles of Rome and His Work “Errores Philosophorum”

Abstract

In the middle ages, because of close relationship between Muslims and Latin Christian West, many books which are written in the Islamic tradition were translated into Latin language. In the first period of the translation, most of these translated books were about to astronomy and medicine. After a while, some theological and philosophical works, like Avicenna’s eş-Şifâ: İlahiyat (The Healing: Metaphysics), al-Ghazâlî’s Makâsıdu’l-Felâsife (The Aims of Philosophers), and Averroes’s commentaries on Aristotle’s books, were translated into Latin. Because of these works, many controversial issues in the Islamic thought, like whether “God knows particulars in their essence”, “whether God acts necessarily because of His nature”, and “whether reason and revelation can be reconciled or not” etc., conveyed into Latin West. This movement created a tension between Christian faith and science/philosophy. In order to demonstrate which idea is correct or not with respect to Christian faith, Giles of Rome wrote Errores Philosophorum. In this book, he tried to give philosopher’s errors. Looking at his work, we can see that most of these philosophers are Muslim thinkers, like al-Kindî, Avicenna, al-Ghazâlî, and Averroes. In this article, it was tried to show how Islamic thought affected Latin West’ intellectual life in the Middle Ages based on Giles’ work.

Keywords: Giles of Rome, Islamic Thought, al-Kindî, Avicenna, al-Ghazâlî, Averroes, Moses Maimonides

License: "On Giles of Rome and His Work “Errores Philosophorum”" by Özcan AKDAĞ is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

11. Çağdaş İslam Düşüncesinde Geleneğin Hermeneutik Restorasyonu ve Rasyonel Dekonstrüksiyonu Arasında: Fazlur Rahman ve Câbirî Örneği

Yıl : 201601 Sayı : 0 Sayfa : 239-273 İndir : 20160111.pdf

Yazar : Mehmet ULUKÜTÜK

Öz

Bu makalede çağdaş İslam düşüncesinin önemli simalarından Fazlur Rahman ve Câbirî’nin yeniden yapılanma projlerinin karakteristik özellikleri tasvir ve tahlil edilmeye çalışılmıştır. Çağdaş İslam düşüncesi gelenek-modernlik geriliminde kendi stratejik konumu belirlerken gelenek karşısında aldığı pozisyon belirleyici bir öneme sahiptir. Buna göre ele aldığımız düşünürlerden Fazlur Rahman geleneğin hermeneutik bir restorasyonu projesini gerçekleştirmeye çalışırken Câbirî ise rasyonel dekonstrüksiyonunu hedeflemektedir. Çalışmamızda iki düşünürün zaaf noktalarına ve içlerine düştükleri açmazlara işaret edilemeye çalışılmıştır.   Özellikle öze/kaynaklara dönüş söylemi bağlamında geleneğin ötekileştirilmesi ve kendisinden kurtulanması gereken bir nesne pozisyonuna indirgenmesi olgusu iki düşünürümüzün de düşünce sistemleri ve söylem mekanizmalarında belirgin bir yere sahiptir. Bu minvalde Fazlur Rahman geleneği nesnelci bir hermeneutik bağlamda yeniden restore etmeye çalışırken Câbirî ise aydınlanma ruhunun sınırlarını çizdiği bir rasyonellik çemberi altında geleneğin dekonstrüksiyonunu ve rekonstrüksiyonunu gerçekleştirmeye çalışır. Geçmişi/geleneği tarihsellikle nitelendirmek bugünün mutlak/evrensel olduğunu göstermek anlamına gelmez mi? Kaldı ki gelenek sabit ve cansız bir varlık değildir. Bu teoriye içkin olan anlama göre bugünün yorumu da sonuç itibariyle “tarihsel”dir. Makalemizdeki temel iddiamız bu iki İslam düşünürünün metodolojileri ve meseleyi ortaya koyuş tarzları önemli ufuklar içermekle birlikte göz ardı edilemeyecek özcü, aydınlanmacı ya da görecelik ve keyfilik batağı gibi çelişkiler içerdiği yönündedir.

Anahtar Kelimeler: Çağdaş İslam Düşüncesi, Gelenek, Hermeneutik, Dekonstrüksiyon, Fazlur Rahman, Muhammed Abid el-Câbirî

Lisans: Mehmet ULUKÜTÜK isimli yazarın "Çağdaş İslam Düşüncesinde Geleneğin Hermeneutik Restorasyonu ve Rasyonel Dekonstrüksiyonu Arasında: Fazlur Rahman ve Câbirî Örneği" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

The Tradition Of Between Restoration Of Hermeneutic and Rational Deconstruction In Contemporary Islamic Thought: Fazlur Rahman and Cabiria Example

Abstract

This article, we aim to has been attempted to be portrayed and analyzed the key figure in contemporary Islamic thought Fazlur Rahman and Jabiri's restructuring project . Contemporary position he took in determining its strategic location in the tradition of Islamic thought tradition-modernity voltage is of decisive importance. Accordingly, the phase of Jabiri think we have dealt with the hermeneutical while trying to perform a restoration project aims to rational deconstruction of tradition in Fazlur Rahman . The two thinkers have attempted to point our weaknesses and can not be pointed to the dilemma that falls into them. Especially essence / resources  in the context of the resources to turn rhetoric traditions and be considered as an object to be freed from itself has a prominent place in the thinking and discourse mechanisms of our two thinker. It works to achieve their manner, Fazlur Rahman objectivist tradition of Cabiri a is a hermeneutical context again trying to restore a spirit of enlightenment rationality within the borders of the circle under the tradition of deconstruction and reconstruction. History/tradition today must be described as historical / min does not mean the show is universal? Because tradition is not fixed and lifeless. According to this theory, understanding inherent in today's interpretation of the results as "historic" is. We think we are that both these two Islamic thinkers of the methodology and the issue of manifestation style that can not be ignored, but contains important horizons essentialist, enlightened or relativism and contradictions, such as the arbitrariness swamp includes, as well as their particular understanding of the way in Turkey is progress still above are authentic ground.

Keywords: Contemporary Islamic Thought, Tradition, Hermeneutics, Deconstruction, Fazlur Rahman Muhammad Abed al-Jabiri

License: "The Tradition Of Between Restoration Of Hermeneutic and Rational Deconstruction In Contemporary Islamic Thought: Fazlur Rahman and Cabiria Example" by Mehmet ULUKÜTÜK is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

12. Vav Harfi ve Kur’an’ı Anlamaya Etkisi

Yıl : 201601 Sayı : 0 Sayfa : 275-296 İndir : 20160112.pdf

Yazar : Fatih TİYEK

Öz

Mesajı ulaştırmaya aracılık eden dilin en önemli unsurlarından biri de edatlardır. Asıl etkilerini cümle içerisinde diğer kelimelerle kullanımlarında görebildiğimiz edatların hangi anlamda kullanıldığının tespit edilmesi doğru anlamanın gerçekleşmesi için son derece önemlidir. Arapça’da bu edatlardan biri olan vâv harfinin de hangi anlamda kullanıldığının tespit edilmesi veya edilememesi doğrudan cümlenin anlamına yansımaktadır. Bu yüzden edat olarak birden çok çeşidi bulunan vâv’ın hangi ayette hangi anlamda kullanıldığı anlayan ve yorumlayan açısından önemli bir husustur. Zira içinde bulunduğu bağlamda vâv’ın hangi anlamda kullanıldığı çoğu zaman kolaylıkla tespit edilmekle birlikte bazı ayetlerde birden çok ihtimalin söz konusu olması ayetin anlamıyla ilgili tercih farklılıklarının gerekçesi olabilmektedir. Ancak tercih farklılıklarının anlamda meydana getirdiği değişikliğin derecesi hepsinde aynı değildir. Zira anlam zenginliğinin bir yansıması kabul edilebilecek anlam değişikliklerinin yanında ihtilaf boyutuna ulaşan değişiklikler de görülebilmektedir. İşte bu çalışmada vâv harfinin Kur’an’daki kullanım örneklerinden hareketle vâv’ın hem anlam zenginliğine katkısı hem de ihtilaflardaki etkisine dikkat çekilecektir. Böylece anlama ve yorumlamada her unsurun önemli olduğu ve en küçüğünden en büyüğüne hiçbir unsurun göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulanmaya çalışılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Vav harfi, Kur’an, Anlama, Edat, İhtilaf

Lisans: Fatih TİYEK isimli yazarın "Vav Harfi ve Kur’an’ı Anlamaya Etkisi" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

The Letter Of Vav and The Effect Of it On Understanding The Qur’an

Abstract

One of the most important elements of language which is a mean to deliver the message is prepositions. We can see their main effects by the usage of them with other words in sentences and the determining of their real meaning is extremely important to understand exactly. To be able to determine or not to determine the letter “vav” which is one of these prepositions in which meaning it is used reflects directly to the meaning of the sentence in Arabic. So it is an important matter for those who understand and interpret the letter “vav” which has multiple varieties and in which verse and in what meaning it is used. Because it usually cannot be determined easily in the context the use of in which meaning it is used and it can be the reason of the preferences related to the meaning of the verse that there are multiple possibilities. But the rate of the change made by the differences of the preference in the meaning is not as the same in all. There are meaning changes to be accepted as a reflection of the reachness of meaning and also changes reaching at dispute dimension can be seen. In this study, with the motion of the usage of the letter “vav” in the Qur’an, it will be pointed out to both the contribution of “vav” to the richness of meaning and to the effects on disputes. Thus, that each element is important on understanding and interpretation and each element from the smallest one to the biggest one shouldn’t be ignored will be tried to be emphasized.

Keywords: The letter of Vav, Qur’an, Understanding, Preposition, Dispute

License: "The Letter Of Vav and The Effect Of it On Understanding The Qur’an" by Fatih TİYEK is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

13. Varoluş irrasyonel midir?

Yıl : 201601 Sayı : 0 Sayfa : 297-323 İndir : 20160113.pdf

Yazar : Rıza BAKIŞ

Öz

Varoluş, insana ait bir meseledir ve insanın farklı durum, tercih ve tutumlarında kendini ele verir. Bu bağlamda, öne çıkan vurgu her insanın kendine özgü bir varoluşunun olduğudur. Dolayısıyla, her insanın varoluşsal nitelikleri birbirinden farklıdır.  Bu yaklaşım, “insan” dediğimiz varlığı tanımlarken karşımıza bazı zorluklar çıkarmaktadır. Bu zorlukları şu şekilde dile getirebiliriz: Her bir ferdi, nasıl anlayacağız?; anlamaya çalışırken neyi temel alacağız?; realist ve idealist sistemlerden hangisi daya uygun yaklaşım biçimidir? Yoksa tüm bunlardan ayrı olarak, bireyi kendi varoluşsallığı içinde mi anlamalıyız? “İnsan düşünen hayvandır”, “İnsan sosyal bir varlıktır” gibi genel ve soyut tanımlamalara itiraz edilmesi neyi açığa çıkarmaktadır? Bir diğer bağlam da varoluşa kaynaklık eden bir üst gerçekliğin olup olmayacağı meselesidir. Bu tür bir tartışma da ister istemez özcü olan özcü olmayan varoluş ayrımını karşımıza çıkarmaktadır. “Tekil varlık”, “kendisi için varlık”, “Dasein” gibi kavramsallaştırmaların, herkesin anlayacağı rasyonel bir karşılığı var mıdır? Yoksa bunları irrasyonel olarak görebilir miyiz? Makalede mesele bütün bu yönleriyle ele alınmaya çalışılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Akıl, Rasyonel, Us dışı/irrasyonel, Varoluş, Öz, Nesnel, Öznel

Lisans: Rıza BAKIŞ isimli yazarın "Varoluş irrasyonel midir?" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

Is Existence Irrational?

Abstract

Existence is a matter of human and it exposes itself in different situations, preferences, and attitudes of human. In this regard, the emphasis that comes into prominence is that every human being has an existence that peculiar to his or her. Therefore, qualities of existence of every human are different from each other. This kind of approach faces us to some challenges while we are defining what we call "human". We can express these are; How can we understand each individual? What will be our foundation while we try to understand? Which one is more appropriate the realist and idealist systems? Or Should we understand individual in his/her existence? What is the meaning to oppose the general and abstract definitions such as "Human being is an animal who thinks", "Man is a social being"? Another context is the issue that whether there is a higher reality which become a source to the existence. Such a debate inevitably encounters us with the problem that distinction of the essentialist and non-essentialist existence. Is there a rational definition that everyone will understand for "Individual existence”, "being for itself", "Dasein"? If there is no, shall we see them as irrational? We will try to deal with all the issues in this article.

Keywords: Reason, Rational, Irrational, Existence, Essence, Objective, Subjective

License: "Is Existence Irrational?" by Rıza BAKIŞ is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

14. Siyer ve Meğazi Riyayetleriyle Tanınan Sahabiler

Yıl : 201601 Sayı : 0 Sayfa : 325-342 İndir : 20160114.pdf

Yazar : Osman BİLGEN

Öz

Hadislerin yazılmaya başlaması ile birlikte siyer ve meğaziye ait bilgiler de derlenmeye başlamıştır. Bu sebeple, siyer ve meğazi ilminin öncüleri ilk muhaddislerdir. Bu alanda ilk çalışma yapan kimseler de sahabe ve sahabe çocuklarıdır. Sahabe ile birlikte başlayan bu gelenek, Kütüb-i Sitte dönemine kadar Urve b. Zübeyr (ö. 91/709 veya 95/713), Âsım b. Ömer b. Katâde (ö. 120/737), İbn Şihâb ez-Zührî (ö. 124/741), Ebû İshâk es-Sebîî (ö. 127/745), Mûsâ b. Ukbe (ö. 141/758), Ebu’l-Mu’temir Süleyman b. Tarhan et-Teymî (ö. 143/760), İbn İshâk (ö. 151/768) ve Halîfe b. Hayyât (ö. 240/854) gibi tarihçilik yönleriyle tanınan ve İslâm tarih yazıcılığının temellerini oluşturan kimseler tarafından temsil edilmiştir. Bu şahıslar aynı zamanda Ebû Abdillah Muhammed b. İsmâil b. İbrâhim b. el-Mugîre el-Buhârî’nin (ö. 256/869) de ilgili konularda rivâyetlerine güvendiği ve eserinde yer verdiği en önemli kimselerdir.

Bu çalışmamızda, Buhârî’nin “Sahîh”indeki Kitâbu’l-meğâzî bölümü özelinde yukarıda isimleri geçen Tâbiîn ve Tebe-i tâbiîn râvilerin kendileriyle Hz. Peygamber’e ulaştıkları Hz. Âişe (ö. 58/678), İbn Abbâs (ö. 68/687-88), Berâ b. Âzib (ö. 71/690 [?]), Zeyd b. Erkâm (ö. 68/688) ve Süleyman b. Surad (ö. 65/685) gibi siyer ve meğazi rivâyetleriyle meşhur sahabiler ve rivâyetleri incelenmiştir. Bunun neticesinde siyer ve meğazinin öncü/kaynak sahabileri tespit edilerek Buhârî’nin siyer ve meğazi rivâyetlerinde gösterdiği hassasiyet ortaya konulmuştur.

Anahtar Kelimeler: Hadis, Siyer, Meğazi, Buhârî, Kitâbu’l-meğazi

Lisans: Osman BİLGEN isimli yazarın "Siyer ve Meğazi Riyayetleriyle Tanınan Sahabiler" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

The Companions Known With Their Sirah And Maghazi Narrations

Abstract

As the hadiths were started to be written, the information on Sirah and Maghazi was also started to be compiled. For this reason, the pioneers of Sirah and Maghazi are the early traditionists. This tradition which started with the Companions was represented until Kutub-i Sittah era (The Six Books) by Urva bin Zubair (died in 91/709 or 95/713), Asim bin Umar bin Katada (d.120/737), Ibn-i Shihab az-Zuhri (d.124/741), Abu Ishak as Sabii (d.127/745), Mosa bin Ukba (d.141/758), Abu‘l Mutamir Sulayman bin Tahran at Taymi (d.143/760), Ibn-i Ishak (d.151/768) and Khalifa bin Hayyat (d.240/854) who were known as historians and founders of Recordings of History of Islam. These people are also trusted by Abu Abdillah Muhammad bin Ismail bin Ibrahim bin Al-Mughira al-Bukhari on their narrations in related topics and they were the most important ones that referred to in his work.

In this study, the narrators of Tabiun and Taba-i Tabiun named above who reached The Prophet by means of the Companions famous for Sirah and Maghazi narrations such as Aisha (d.58/678), Ibn-i Abbas (68/687-88), Bara bin Azib (71/690), Zaid bin Arkam (d.68/688) and Sulayman bin Surad (d.65/685) and their narrations have been specifically taken place in the Chapter of Kitab-ul Maghazi of Sakhih al Bukhari. Thus, it has been tried to identify the pioneeer/source companions of Sirah and Maghazi and their sensitivity on the health of these narrations of Bukhari.

Keywords: Hadith, Sirah, Maghazi, Bukhari, Kitab-ul Maghazi

License: "The Companions Known With Their Sirah And Maghazi Narrations" by Osman BİLGEN is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

15. Endülüslü Muhaddis Kâdî Mühelleb b. Ebî Sufre’nin Buhârî Rivayeti

Yıl : 201601 Sayı : 0 Sayfa : 343-390 İndir : 20160115.pdf

Yazar : İbrahim TOZLU

Öz

Endülüslü muhaddis Mühelleb b. Ebî Sufre (v. 435/1044), “Buhârî Rivâyeti” ile meşhur olmuştur. Üçüncü nesil Buhârî ravileri Asîlî (v. 392/1002) ile Kâbisî’den (v. 403/1012) sema yoluyla rivâyette bulunmuş bir Buhârî ravisidir. Endülüs’e el-Câmiu’s-Sahih’in girmesi ve tanınmasında etkili olan fakîh muhaddislerdendir. Hocalarından sema yoluyla aldığı Buhârî nüshalarını karşılaştırıp el-Câmiu’s-Sahih’e dair rivayet farklılıklarını en derli toplu şekilde el-Muhtasaru’n-Nasîh adlı Buhârî rivayetinde toplamıştır. Bu çalışmasında o, hadisleri isnadıyla nakledenlere (müsnîd), hadisten hüküm çıkaranlara (fakîh), rivâyetleri metin ve senediyle ezberleyip nakledenlere (hafız) Buhârî rivâyetini en doğru şekilde tespit edip ulaştırma gayreti içindedir. Muhtasar’ı, Buhârî rivâyetlerinin tetkik edilmiş güvenilir nüshalarına dayanması bakımından önemlidir. Bu eserinde o, rivayet farklılıklarını ortaya koyar, rivâyetin tam olanını tercih eder, râvî ziyadelerini birleştirir. Dârekutnî ile hiç görüşmeyen Mühelleb, Endülüs’te Buhârî’nin ta’liklerine ilk defa dikkat çeken bir âlimdir. Bu makalede Mühelleb’in, Buhârî’nin Sahih’ini muhtelif rivâyet ve nüshalarından istifade etmek suretiyle Muhtasar’ını nasıl tertip ettiğine dair rivâyet metodu incelenecektir.

Anahtar Kelimeler: Buhârî, Endülüs, Mühelleb, Muhaddis, Rivâyet

Lisans: İbrahim TOZLU isimli yazarın "Endülüslü Muhaddis Kâdî Mühelleb b. Ebî Sufre’nin Buhârî Rivayeti" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

Bukhari Narration of Andalusian Hadith Scholar Kâdî Muhelleb b. Ebî Sufre

Abstract

Andalusian hadith scholar Mühelleb b. Ebî Sufre (d. 435/1044) is famous for his “Bukhârî Narration”.  He is a Bukharian hadith narrator who narrated from the third generation Bukhari narrators Asîlî (d. 392/1002) and Kâbisî (d. 403/1012) via sema method (by listening). He is one of the canonist hadith scholars who introduced el-Câmiu’s-Sahih (the Collection of Authentic Hadiths) in Andalusia. He compared Bukharian copies he received from his masters via listening with el-Câmiu’s-Sahih and neatly collected them in a Bukhari narration called el-Muhtasaru’n-Nasîh. In his work, he endeavored to determine the narrators who narrated hadiths with their isnads (müsnîd), those who draw provisions from hadiths (fakîh), and those who memorized hadiths with their texts and sanads (hafız). His Muhtasar is of great significance because its Bukhari narrations are based on analyzed and reliable copies. In this work, the author reveals differences in narration, prefers complete narrations and combines more narrators. Mühelleb, who had never met Dârekutnî, is the first scholar who attracted attention to Bukhari’s taliks. In this article, the narration method Mühelleb used in the collection of Muhtasar, who used Bukhari’s Sahih together with various narrations and copies, will be examined.

Keywords: Bukhari, Andalusia, Mühelleb, Hadith Scholar (Muhaddis), Hadith Narration

License: "Bukhari Narration of Andalusian Hadith Scholar Kâdî Muhelleb b. Ebî Sufre" by İbrahim TOZLU is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

16. Osmanlı Yeni İlm-i Kelâmında Materyalizm Eleştirileri

Yıl : 201601 Sayı : 0 Sayfa : 391-433 İndir : 20160116.pdf

Yazar : Mehmet BULĞEN

Öz

Bir bütün olarak varlığı madde ve etkileşimlerine indirgeyerek açıklayan, evreni kendisi dışındaki aşkın bir varlığın müdahalesine kapatan bir görüş olarak bilinen materyalizm, ortaya çıkış itibariyle felsefenin başlangıcına kadar gerilere götürülse de, tarihsel süreç içerisinde genelde azınlıkta kalan ve tepkiyle karşılanan bir düşünce olmuştur. Ancak bu görüş Avrupa’da XVII. Yüzyıl bilim devrimi ardından gelen aydınlanma ve sekülerleşme hadiseleri sonrasında yeniden taraftar bulmaya başlamış, XX. yüzyılın başlarına gelindiğinde altın çağını yaşayarak dinî, siyasî, ekonomik ve toplumsal tezahürleri de olan bir dünya görüşü haline gelmiştir. Materyalizmin Osmanlı’ya girişi ise XIX. yüzyılın ilk yarısından itibaren askerî ve tıp alanında açılan modern okullar ile Batı’ya eğitim amaçlı gönderilen öğrenciler vasıtasıyla başlamış; XIX. Yüzyılın sonlarında dünyevileşme, Batılılaşma gibi tartışmalara arka plan oluşturduğu halde önemli sayıda Osmanlı aydınını etkisi altına alarak siyasal ve toplumsal sonuçlara neden olmuştur. Diğer taraftan materyalizm Abdüllatif Harpûtî (1842-1916), İzmirli İsmail Hakkı (1868-1946), M. Şemseddin Günaltay (1883-1961) ve Ömer Nasûhi Bilmen (1882-1971) gibi kelâmcıların da dâhil olduğu birçok Osmanlı ulemâsı tarafından tepkiyle karşılanarak eleştirilmiştir. Makalede söz konusu Osmanlı kelâmcılarının materyalizmi ne şekilde eleştirdikleri ve bu eleştirilerinde materyalistik özellikleriye dikkat çeken klasik dönem kelâmından birleşip ayrıldıkları noktalar tespit edilmeye çalışılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Materyalizm, Osmanlı, Yeni İlm-i Kelâm, Ateizm

Lisans: Mehmet BULĞEN isimli yazarın "Osmanlı Yeni İlm-i Kelâmında Materyalizm Eleştirileri" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

Criticism Of Materialism In The Ottoman New Science Of Kalām

Abstract

Materialism, which reduces the whole of existence as simply matter and its interactions, and respectively ignores the intervention of a divine Being, is often traced back at a time when philosophy was born. However when we study the historical process, we find that materialism was a thought that was generally rejected by the majority. With the enlightenment and secularism that came as a result of the scientific revolution following the Renaissance and Reforms in 17th century Europe, materialism gained more followers. In the 20th century in what was known as its golden era it became a world view, by manifesting itself in the religious, social, political and economic spheres of life. Materialism came to the Ottomans following the first half of the 19th century through students who went to the West and newly established military and medical schools. Despite materialism forming the backbone of debates on westernization and secularism (perpetuating worldliness) towards the end of the 19th century, this did not deter many intellectuals from endorsing much of the values that came with materialism, and it led to many repercussions within the political and social realms of the Ottoman world. On the other hand, materialism was not welcomed but rather disapproved of by many Ottoman mutakallimūn such as Abdullatif Harputi (1842-1916), İzmirli İsmail Hakkı (1868-1946), Mehmet Şemsettin Günaltay (1883-1961) and Ömer Nasûhi Bilmen (1882-1971). We attempt to outline the mentioned late period Ottoman mutakallimūn’s critique of materialism and compare their views with the classical mutakallimūn’s materialistic world view.

Keywords: Materialism, Ottomans, New Kalām, Atheism

License: "Criticism Of Materialism In The Ottoman New Science Of Kalām" by Mehmet BULĞEN is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

17. Vacidiye Medresesi

Yıl : 201601 Sayı : 0 Sayfa : 435-460 İndir : 20160117.pdf

Yazar : Mehdin ÇİFTÇİ

Öz

Vâcidiye Medresesi, Germiyanoğulları dönemi hükümdarlarından I. Yakub Bey devrinde Germiyan emirlerinden Mübârizüddin Umur b. Savcı tarafından 714 (1314-1315) tarihinde yaptırılmıştır. Medrese, Abdülvâcid b. Mehmed (Molla Vâcid) adlı müderrisin buraya tayin edilip burada uzun süre ders okutması ve vefatından sonra buraya defnedilmesinden dolayı ondan sonra Vâcidiye Medresesi adıyla şöhret bulmuştur. Medresenin ortası açık bir kubbeye sahip olması ve yan odalarda da aynı durumun tekrarlanması, medrese bünyesinde rasat aletlerinin kullanılacağı bir yerin varlığından söz edilmesi, Kütahya’da astronomiye ilginin eski bir gelenek olduğuna işaret eden kanıtlar ve yapıya adını veren Abdülvâcid’in alanda eser vermiş olması gibi hususlar buranın rasathane olarak da kullanılmış olabileceği şeklinde yorumlanmıştır. Özellikle pâye itibariyle düşük bir seviyeye sâhip olması dolayısıyla müderrislerinin tamamı tespit edilemeyen medrese, muhtelif zamanlarda onarımlar geçirmiş ve son olarak 1999’daki onarımın ardından Arkeoloji Müzesi’ne dönüştürülmüştür. Bu çalışmada Vâcidiye medresesi, ilk defa kullanılan bazı arşiv belgeleri ışığında, temel özelliklerinin yanı sıra mimari yapısı, rasathane olması meselesi ve müderrisleri açısından bir bütün olarak ve kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır.

Anahtar Kelimeler: Vâcidiye Medresesi, Abdülvâcid b. Mehmed (Molla Vâcid), Kütahya, Astronomi, Germiyanoğulları

Lisans: Mehdin ÇİFTÇİ isimli yazarın "Vacidiye Medresesi" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

Vâcidiye Madrasah

Abstract

Vâcidiye Madrasah was built by Mübârizüddin Umur b. Savcı who is one of Germiyanids’s chieftain on 714 (1314-1315) in the period of Yakub Bey who is one of the Germiyanids lords. The Madrasah was reputated as Vâcidiye Madrasah after Abdülvâcid b. Mehmed’s (Molla Vâcid) assignment the district, his long timed lactures and being buried there when he died. Exiting of open roof and the same in side rooms, existing of roumores about a place in which observatory tools can be used and existing of prooves about Kutahya’s astronomical interests was traditional and Abdülvâcid’s study on the issue, were commented that the place was possibly used as meteorological observatory as well. The Madrasah which not all of it’s instructors could be identified especially because of its low rank, was restored in different times and after last restoration on 1999 it has been transformed into museum. In this work, Vâcidiye Madrasah is extensively taken in hand as a whole beside its basic speciality, the matter of its being a meteorological observatory and its instructors in light of some archive documents that was used first time.

Keywords: Vâcidiye Madrasah, Abdülvâcid b. Mehmed (Molla Vâcid), Kütahya, Astronomy, Germiyanids

License: "Vâcidiye Madrasah" by Mehdin ÇİFTÇİ is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

18. Gaib Zamirinin Mercii ve Tespitinin Meallere Yansımaları

Yıl : 201601 Sayı : 0 Sayfa : 461-492 İndir : 20160118.pdf

Yazar : Ramazan MEŞE

Öz

İsmin yerine kullanılan zamirler bütün dillerde olduğu gibi Arap Dilinde de önemli bir yere sahiptir. Özellikle bu dilde III. şahıs zamiri olan gâib zamiri daha çok önem taşımaktadır. Çünkü diğer zamirlerden farklı olarak cümlede kime delalet ettiği konusu sorun teşkil etmektedir.

Gâib zamirinin delalet ettiği kelimeye zamirin mercii denir. Kur'ân'da zamirlerin merciini doğru tespit etmek İslam'ın ilk dönemlerinde sorun teşkil etmemiştir. Ancak bu dönemden uzaklaştıkça Kur'ân'da zamirlerin mercii hakkında müfessirler ve dilciler arasında farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Bu farklı görüşler de, Kur'ân meallerini etkilemiş ve meali yapılan ayetlere farklı anlamlar verilmesine sebep olmuştur.

Bu çalışmada Arap Dilinde gâib zamirinin mercii ve tespitinin meallere yansıması konusu incelenecektir. Öncelikle gâib zamiri ile mercii hakkında genel bilgiler verilecektir. Daha sonra Kur'ân-ı Kerim'de bir ayette gâib zamirinin merciinin tespit edilmesinde müfessirlerin görüşleri incelenecektir. Ve en sonunda da bir ayette var olan gâib zamirinin merciini tespit etmedeki problemin meallere yansıması konusu açıklanacaktır. Bu açıklamalar yapılırken örnek olarak Bakara sûresi 36. ayet esas alınacaktır.

Anahtar Kelimeler: Zamir, Merci, Gâib, Kur'ân, Meal

Lisans: Ramazan MEŞE isimli yazarın "Gaib Zamirinin Mercii ve Tespitinin Meallere Yansımaları" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

The Reflections Of The Location, The Fiction Of The Possessive Pronouns Into The Quranic Translations

Abstract

The pronouns which are used for nouns have an important place in Arabic language as well as in other languages. Especially in this language the pronoun gâib whic is the third person singular pronoun is very important. Because apart from the other pronouns it is not definite for whom you are using.

The word which the pronoun gâib refers to signifies its location. To decide the exact location of the pronouns in the Quran, especially in the first years of Islam, was not a very big problem. However, in the coming years, different views among the interpreters and linguists were emerged about the location of the possessive pronouns. These different views have influenced their Quranic interpretations and have lad to be given different explanations to the verses.

In this study, we will examine the location and the determination of the possessive pronouns in the arabic language and its reflections to the Quranic translations. At first, we will begin with the general information about the possessive pronouns and its location. Afterwards the ideas of the Quran interpreters will be analyzed for the determination of the location of a possessive pronoun in a Quranic verse. Eventually, the reflection of the problem stating the location of a possesive pronoun in a Quranic verse will be explained. Our study is based on the verse of 36 from al-Bakarah.

Keywords: Pronouns, Location, Possessive, Quran, Literal Exegesis

License: "The Reflections Of The Location, The Fiction Of The Possessive Pronouns Into The Quranic Translations" by Ramazan MEŞE is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

19. Ernest Harms ve Ronald Goldman’ın Dini Gelişim Kuramları Bağlamında Dini İçerikli Çocuk Kitapları

Yıl : 201601 Sayı : 0 Sayfa : 493-514 İndir : 20160119.pdf

Yazar : Aslıhan ATİK

Öz

Din eğitiminde önemli yardımcı materyallerden biri olan dini içerikli çocuk kitaplarının hazırlanmasında dini gelişim kuramlarının dikkate alınması büyük önem taşımaktadır. Çünkü dini gelişim alanındaki çalışmalar, çocukların hangi gelişim döneminde neleri anlayabileceği konusuna ışık tutar. Çalışmamız, Türkiye’de yayınlanan çocuk kitaplarını iki önemli dini gelişim kuramına göre değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Örneklem olarak, 2010-2014 yılları arasında en çok satılan, okul öncesi ve ilkokul çağı için hazırlanan dini içerikli çocuk kitapları seçilmiştir. Söz konusu kitaplar, Ronald Goldman ve Ernest Harms’ın Dini Gelişim Kuramları bağlamında incelenmiştir. Çalışmamız tarama modelinde betimsel bir alan araştırmasıdır. Doküman incelemesi ile veriler toplanmış ve içerik analizi yöntemi ile yorumlanmıştır. İncelenen kitapların bir kısmında kullanılan kavramların ve konuyu ele alış tarzının söz konusu gelişim dönemindeki çocukların dini gelişim özelliklerine uygunluk göstermediği, çocuklar tarafından anlaşılamayacak birçok kavramın bulunduğu görülmüştür.

Anahtar Kelimeler: Dini gelişim, dini gelişim kuramları, din eğitimi, dini içerikli çocuk kitapları

Lisans: Aslıhan ATİK isimli yazarın "Ernest Harms ve Ronald Goldman’ın Dini Gelişim Kuramları Bağlamında Dini İçerikli Çocuk Kitapları" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

Children's Books With Religious Content In The Context Of Religious Development Theories Of Ronald Goldman And Ernest Harms

Abstract

It is very important to take into account of the religious development theories in the preparation of children's books with religious content which are one of the important auxiliary materials in religious education. Because the studies in the areas of religious development shed light on the subject whether children can understand or not any content in a stage of life. Our study aims to evaluate the children's books published in Turkey as regards two major religious development theories. The sample of our study is the children’s books with religious content prepared for the stage of pre-school and primary school and the best-selling books between the years of 2010-2014. The books are examined in the context of religious development theories of Ronald Goldman and Ernest Harms. Our study is a field work with the survey model. The data was collected with the document review and it is interpreted with the method of content analysis. Consequently, our study conclude that the way of handling the issue and some concepts are not suitable for the children of pre-school and primary school and there are some concepts can’t understood by the children.

Keywords: Religious development, religious development theories, religious education, children’s books with religious content

License: "Children's Books With Religious Content In The Context Of Religious Development Theories Of Ronald Goldman And Ernest Harms" by Aslıhan ATİK is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

20. Hristiyan Bir Sosyolog Olarak Max Weber

Yıl : 201601 Sayı : 0 Sayfa : 515-538 İndir : 20160120.pdf

Yazar : William H. SWATOS & Peter KIVISTO / Çev. : A. Vahap TAŞTAN

Öz

Bu makalede Max Weber’in hayatı ve çalışmalarının, onun Hıristiyan dinî geleneği ve dünya görüşlerinden önemli derecede etkilendiği savunulmaktadır. Bu açıdan o, erken dönem birçok Amerikan sosyologundan farklı değildir. Bununla birlikte, Weber’in dinî kuruluşlar üzerine basit yazılar yazmak ya da ondan büsbütün kaçınmak yerine, din incelemesini özgün bir fenomen olarak ele alması, onu diğerlerinden farklı yapan en önemli özelliğidir.

Anahtar Kelimeler: Max Weber, Protestan, Ahlak, Kapitalizm, Hristiyanlık

Lisans: William H. SWATOS & Peter KIVISTO isimli yazarın "Hristiyan Bir Sosyolog Olarak Max Weber" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

Max Weber as “Chiristian Sociologist”

Abstract

This essay argues that Max Weber's life and work were significantly affected by his Christian faith tradition and world view, and that in this respect he is not to be differentiated from many early American sociologists. A significant point of differentiation occurs, however, in that Weber turned to the study of religion as a generic phenomenon, rather than simply writing about religious organizations or avoiding the topic altogether.

Keywords: Max Weber, Protestant, Ethic, Capitalism, Christianity

License: "Max Weber as “Chiristian Sociologist”" by William H. SWATOS & Peter KIVISTO is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

21. Bebeklikten Yetişkinliğe İnanç Aşamaları -İnanç Gelişimi Teorisinin Otuz Yılı Üzerine Düşünceler-

Yıl : 201601 Sayı : 0 Sayfa : 539-559 İndir : 20160121.pdf

Yazar : James W. FOWLER & Mary Lynn DELL / Çev. : Mustafa ULU

Öz

İnanç gelişimi teorisi, ilk olarak 1970’ler (Fowler, 1974) ve 80’lerde (Fowler, 1981), insanoğlunun Tanrıyı ya da yüce bir varlığı zihninde nasıl kavramsallaştırdığının evrimi ve bu yüce varlığın bireyin çekirdek temel değerler, inançlar ve onun kişisel hayatı ve diğer insanlarla ilişkilerindeki anlamlara nasıl bir etkisi olduğunu anlamak adına bir çerçeve olarak öne sürülmüştür. Bu teorik çalışma, hem dini hem de ruhsal gelişimdeki biçimlendirici etkisinden ötürü (bu ciltte çoklu atıflar da yer almaktadır) tamamıyla dile getirilmeyi ve çıkış noktalarının yeniden anlatılmasını hak etmektedir. Bu bölüm yazarın inanç gelişimi teorisinin ilk geçmişini sunmakta, çoğunlukla çocuklarda ve yetişkinlerde görülen bu aşamaları özellikle vurgulayarak önemli noktalarını okuyucuya tanıtmaktadır. Ayrıca bir araya getirilmiş birkaç cilt makalenin ışığında alandaki bilim insanları tarafından inanç gelişim teorisi hakkındaki eleştirel ve yapıcı değerlendirmeler gözden geçirilmektedir.

Anahtar Kelimeler: İnanç, Gelişim, Teori, James W. Fowler, Ergenlik

Lisans: James W. FOWLER & Mary Lynn DELL isimli yazarın "Bebeklikten Yetişkinliğe İnanç Aşamaları -İnanç Gelişimi Teorisinin Otuz Yılı Üzerine Düşünceler-" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

Stages of Faith From Infancy Through Adolescence -Reflections on Three Decades of Faith Development Theory-

Abstract

Faith development theory was pioneered originally in the 1970s (Fowler, 1974) and 1980s (Fowler, 1981) as a framework for understanding the evolution of how human beings conceptualize God, or a Higher Being, and how the influence of that Higher Being has an impact on core values, beliefs, and meanings in their personal lives and in their relationships with others. Because of the formative influence of this theoretical work in both religious and spiritual development (including multiple references in this volume), it merits full articulation and a recounting of its origins. This chapter gives the early history of the author’s faith development theory and introduces readers to its key concepts, with special emphasis on those stages most commonly seen in children and adolescents. It also reviews some of the critical and constructive assessments of faith development theory by scholars in the field, through the lenses of several volumes of collected articles.

Keywords: Faith, Development, Theory, James W. Fowler, Adolescence

License: "Stages of Faith From Infancy Through Adolescence -Reflections on Three Decades of Faith Development Theory-" by James W. FOWLER & Mary Lynn DELL is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

22. Kimlik, Kültürel Değişim ve Din Eğitimi

Yıl : 201601 Sayı : 0 Sayfa : 561-580 İndir : 20160122.pdf

Yazar : Willem L. WARDEKKER & Siebren MIEDEMA / Çev. : Ramazan GÜREL

Öz

Bu makale, çağdaş bir problem olarak din eğitimini ele almakta, sekülarizm ve çoğulculuğun din eğitimine etkilerini konu edinmektedir. Son dönemlerde din eğitimi, sekülarizm ve kültürel unsurlardan hareketle çoğulculuğun yanlış yorumlanması sebebiyle olumsuz etkilendi. Yeni bir kimlik oluşturma ve dünyayı anlamlandırma noktasında din eğitimi etkisiz kalmaktadır. Bu noktada din eğitimi için ‘bilginin aktarılması’ ve ‘bilginin dönüştürülmesi’ anlayışını esas alan iki yeni eğitim modeli önerilebilir. Bilginin aktarılması anlayışı temelde öğrenci merkezli olup bu anlayışta öğretmen sadece bilgiyi aktarıcı konumdadır. Bilginin dönüştürülmesi anlayışında ise öğrenme sürecinin temel yönü, öğretilebilen içeriklerin aktarılması ya da bilgi, yetenekler, değerler ve normlar konusu olmayıp daha ziyade bu unsurların davranışta bulunmak için sezgisel bir temele dönüştürülmesidir. Her iki anlayışın din eğitimine yansıtılabilmesinde kültürün unsurları ve dini tecrübe vazgeçilmez bir yere sahiptir. Din eğitiminde kişisel kimliğin oluşumu, öğrencinin eleştirme-değerlendirme tutumunu teşvik etmeyi içermelidir. Öğrencilerdeki bu kimlik oluşum sürecini, öğretmenin düşünce sistemi ile özdeşleşmeleri biçiminde anlamamak gerekir. Bu sayede din eğitimi bireylerde kimlik oluşumunda aktif ve başarılı bir şekilde rol oynayacaktır.

Anahtar Kelimeler: Din eğitimi, Sekülarizm, Çoğulculuk, Kimlik

Lisans: Willem L. WARDEKKER & Siebren MIEDEMA isimli yazarın "Kimlik, Kültürel Değişim ve Din Eğitimi" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

Identity, Cultural Change and Religious Education

Abstract

This article examines the religious education as contemporary problem and desciribes the effects of secularism and pluralism in religious education. In recent years, religious education, was badly affected due to wrong interpretation of secularism and pluralism by moving of the cultural elements. Religious education are ineffective in point of create a new identity and in making sense of the world. At this point for religious education been advised two new educational models concept that based on 'transfer of knowledge' and 'the transformation of knowledge'. The approach of transfer’s information basic concept of student-centered and in this approach teachers are location transmitting information only. In understanding the transformation of knowledge fundamental aspects of the learning process is teaching the content can be transferred either knowledge, skills, values and norms is not the issue but rather these elements is converted to an intuitive basis for the behavior. The cultural elements and religious experience has an essential place in reflect of both understanding to the religious education. The formation of personal identity in religious education should include encouraging the attitude of the student's criticism and evaluation. This process of identity formation of students not understand that they identified with the thought system of teachers. In this way, religious education will play an active and successful role in the formation of individual identity.

Keywords: Religious education, Secularism, Pluralism, Identity

License: "Identity, Cultural Change and Religious Education" by Willem L. WARDEKKER & Siebren MIEDEMA is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

23. Hikmet-İ İlahiyye ve Kelam

Yıl : 201601 Sayı : 0 Sayfa : 581-590 İndir : 20160123.pdf

Yazar : Seyyid Hüseyin NASR / Çev. : Hikmet ÇAMUR & Sibel KAYA

Öz

Bu makalede Hikmet-i İlahi okulunun takipçileri veya el-Hikmet el-İlahi [özellikle genel prensipler el-umurel-ʽâmme ile ilgili kısmı] ve Kelam arasındaki ilişki incelendi. Hikmet-i İlahi ve Kelam arasındaki mücadele ve karşılıklı etkileşim tarihinde dört önemli dönem tespit edildi. İlki başlangıcından 3./9. yüzyıla kadarki dönemdir. Bu dönemde Kelam ve Felsefe arasında yakın işbirliği mevcuttu. İkinci dönem 3./9. yüzyıldan 5./11. yüzyıla kadarki dönemdir. Bu dönem yoğun bir muhalefet dönemiydi. Cüveyni ve Gazali’den Fahreddin Razi’ye kadar olan üçüncü dönemde ise filozof ve kelamcı birbirinden zor ayırt edilir oldu. 7./13. yüzyıldan bu yana Hikmet-i İlahi ekolü gelişimini tamamladı ve 3. dönemde oluşan eğilimlere dayalı yeni bir ilişki tarzı ortaya çıktı. Hikmet-i İlahi’nin takipçileri Kelam’ın yöntemini mantığa aykırı bulmakla birlikte ele aldığı problemlerin büyük bir öneme sahip olduğunu düşündüler. Onlar Kur’an ve Sünnete Kelamın takipçileri gibi saygı duymalarına ve doktrinlerinin kaynağını Kur’an ve Sünnet’ten almalarına rağmen, Kelamın metotlarının dinin daha önemli sorularını çözmede ve metafiziksel düzlemde yeterli ya da meşru olduğunu reddettiler. Kelamın kendine özgü işlevinin yerine geçmek adına ona yapılan muhalefetteki değişim en azından Hikmeti İlahi’nin geliştiği İran’ın kültürel atmosferinde bulunan Molla Sadra ve Sühreverdî arasındaki aracı figürlerde görülebilir.

Anahtar Kelimeler: el-Hikmet el-İlahi, Kelam, Meşşai Felsefe, Molla Sadra, Sühreverdi

Lisans: Seyyid Hüseyin NASR isimli yazarın "Hikmet-İ İlahiyye ve Kelam" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

Al-Hikmat Al-Ilâhiyyah and Kalâm

Abstract

In this paper have been examined the relation between the followers of the school of al-Hikmat al-ilâhiyyah, or Hikmat-i ilâhî (especially that part concerned with "the general principles" (al-umûr al-'âmmah) and Kalâm. In the history of the struggle and reciprocal influence between Falsafah and Kalâm was distinguished four importent periods. First period is from the beginning to third/ninth century. In this period, there was close association between Falsafah and Kalâm. Second period is from the third/ninth to the fifth/eleventh century. This was a period of intense opposition between Falsafah and Kalâm. Third period, that is from the Juweynî and Ghazzâlî to Fakhr al-Dîn al-Râzî, when men appeared whom it is difficult to classify exactly either in the category of faylasûf or mutakallim. From the seventh/thirteenth century onward, when the school of Hikmat-i ilâhi developed fully and a new type of relation came into being based on the trends established during the third period. The followers of al-Hikmat al-ilâhiyyah considered the method of Kalâm as illegitimate but its problems as of vital importance. While they held the same reverence for the Quran and Sunnah as the followers of Kalâm and drew from these sources for their doctrines, they refused to accept the methods of Kalâm as sufficient or even legimate in solving the more profound questions of religion and their metaphysical implications. The change from opposition to Kalâm to replacing its very role and function, at least in the cultural orbit of Persia where Hikmat-i ilâhi flourished, can be seen in the intermediary figures between Suhrawardî and Mullâ Sadrâ.

Keywords: al-Hikmat al-ilâhiyyah, Kalâm, Peripatetic Philosophy, Mullâ Sadrâ, Suhrawardî

License: "Al-Hikmat Al-Ilâhiyyah and Kalâm" by Seyyid Hüseyin NASR is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

.

Görüntülenme : 783
  • Edİtör : Şahin GÜVEN
  • Yazı İşlerİ : Mustafa ULU
  • Editör Y. : Cemil OSMANOĞLU
  • Mizanpaj : Mustafa ULU
  • Tanıtım : Osman BAYDER, M. Derviş DERELİ, A. Ömer YAVUZ
  • Tarİh : 24.03.2016
Editör'den...

Yeni sayımızla karşınızdayız. Yoğun bir emeğin eseri olan bu sayımızın ülkemizdeki akademik birikime katkı sağlayacağını ümit ediyoruz.

Stil

Düzen Stili

Geniş
Dar

Dar Stil Desenleri

  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern

Dar Stil Resimleri

  • images
  • images
  • images
  • images
  • images

Renk Şeması

Stili Sıfırla