tr  en  fr  ru  ar

Sayı İçerik

.
Makaleler

İçerik

1. Son Zaman Ayarı-II: “Nesî” Ya Da Haram Aylara Müdahale

Yıl : 201501 Sayı : 0 Sayfa : 9-25 İndir : 20150101.pdf

Yazar : Veli KAYHAN

Öz

İslâmiyette Ramazan orucu, hacc vb. ibadetlerin Kur’ân’ın belirlediği “kamerî yıl” ve on iki “kamerî ay” düzenlemesinde belirlenmiş olan zamanlarında yapılması şarttır. Hz. Peygamber, bilinmekte olan bu ayları tekraren belirlemiş olup bunlardan Zülka‘de, Zü’l-Hıcce, Muharrem ve Recep, harp vb.nin yasaklandığı “haram aylar”dır.

Câhiliye devrinin müşrik Arapları Hz. İbrahim’den gelen alışkanlıkla kamerî yılı kullanıp haram aylara hürmet etmişlerdir. Zamanla bunların peş peşe gelen ilk üçü boyunca baskın, vurgun vs. yapmadan durmak işlerine gelmez oldu. Sistemi değiştirmediler ama ilk üç haram aydan Muharrem’in “haram”lığını helal olan Safer’e erteleyerek, ertesi sene aksini uygulayarak alışkanlıklarına devam ettiler. Bu özel erteleme biçimine “nesî’ ” adı verilmiştir. Hacc mevsiminin ticarî, siyâsî vb. menfaatlerine uygun zamanlara denk gelmesi için de senenin artık günlerini arada bir, on üçüncü ay olarak seneye ekleyip seneye de nesî’ uygulamışlardır.

İslâmiyet, zamana kendi özgün düzenlemesini yaptıktan sonra aylar ve sene üzerindeki nesî’ uygulamasını, katmerli küfür ve sapıklık nitelemesiyle yerdi ve yasaklamıştır. Böylece, zaman üzerinde önceleri yapılmış veya daha sonra yapılması muhtemel benzeri tasarrufların, dinî ameller ve ibadetler adına hiç bir hüküm ifade etmeyeceği de söylenmiş olmaktadır. Artık bundan sonra aylara endeksli dinî vecibelerin ifasında esas olan zaman ölçüsünün kamerî yıl ve kamerî aylar olduğu da böylece kesin hükme bağlanmıştır.-

Anahtar Kelimeler: Kamerî yıl ve aylar, haram aylar, nesî (erteleme)

Lisans: Veli KAYHAN isimli yazarın "Son Zaman Ayarı-II: “Nesî” Ya Da Haram Aylara Müdahale" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

The Final Timing-II: Nasî’/Interposition To The Inviolable Months

Abstract

Allah arranged the year and put the months in order in the final religion Islam. The year is the lunar year and the months are twelve lunar months. Four of them Dhu’lqa‘da, Dhu’lhijja, Muharram and Rajab are inviolable months.

Before Islam polytheist Arabs had used the lunar year and they had respected the inviolable months. But then they were bored without war and looting etc. especially during these three successive inviolable months. Then they put the inviolable month Muharram back instead of Safar that wasn’t inviolable and they reversed it the following year. This reverse was named “nasî’ ”. Then they added the extra eleven days of the year as a thirteen month to each second or third year to correspond hajj month to the season they had wanted and so they put the year back. It was the “nasî’ ” for the year.

Islam has banned to put some inviolable month back instead of other that wasn’t inviolable and to add a extra month at the end of a year (nasî ) absolutely. And so the essential measure for timing worshippings became the lunar year and twelve lunar months certainly.

Keywords: Lunar year and months, inviolable months, nasî’ (to put back)

License: "The Final Timing-II: Nasî’/Interposition To The Inviolable Months" by Veli KAYHAN is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

2. Bid’atçılıkla Tenkid Edilen Buhârî Ravileri

Yıl : 201501 Sayı : 0 Sayfa : 27-54 İndir : 20150102.pdf

Yazar : Süleyman DOĞANAY

Öz

Ehl-i Sünnet tarafından en muteber hadis kaynakları olarak kabul edilen Kütüb-i Sitte içerisinde Buhârî’nin Sahih’i birinci sırada yer almaktadır. Buhârî, sahih hadisleri toplamaya girişen ilk musannif olarak kabul edilmekle birlikte, bu nitelikteki hadisleri ihtiva etmesi bakımından kitabının diğer hadis kaynaklarına üstünlüğü noktasında ittifak sağlanmış gibidir. Bununla birlikte, Hadis İlmi’nin temelinde tenkid yer aldığı için Buhârî’nin Sahih’i de doğal olarak çeşitli açılardan tenkid edilmiştir.

Buhârî’nin Sahih’i içerdiği hadislerin sened ve ravileri, metinleri olmak üzere tenkide konu olmuştur. Buhârî hadislerinin bazısı İslâmî prensiplere ve Kur’an esaslarına aykırılık, icma’a aykırılık, akla ve ilme aykırılık, tarihi gerçeklere aykırılık vb. bakımlardan metin tenkidine konu olmuştur. Sened ve ravi ile ilgili tenkidlerin bir kısmı inkıta’, senedde ravi yönünden fazlalık-noksanlık bulunması, bir ravinin yerine bir başka ravinin konulması, bazı ravilerin cehâletü’l-hâl, ğalat, muhâlefet, tedliste bulunmak ve bid’at ehli olmak gibi hususlar bakımından cerhedilmeleriyle ilgilidir.

 Biz bu makalede, ehl-i bid’at olmakla itham edilip i’tikadı sebebiyle cerhedilen Buhârî ravilerini konu edinmekteyiz. Bu raviler itikadlarından dolayı cerhedilmiş olup zayıf addedilmişlerdir. Bilindiği üzere cerh ve ta’dil özneldir. Bu hususa binâen, başkaları tarafından bid’atçılıkla tenkid edilen bu raviler hakkında Buhârî’nin kendi düşünce ve tutumu daha fazla önem arzetmektedir. Dolayısıyla, çalışmada Buhârî’nin söz konusu ravilerle ilgili düşünce ve tutumu, bizzat Buhârî’nin kendi kitaplarından hareketle incelenmektedir.

Anahtar Kelimeler: Sahîhu’l-Buhârî, et-Târîhu’l-Kebîr, ehl-i bid’at, cerh ve ta’dîl, Buhârî’nin cerh-ta’dîl metodu

Lisans: Süleyman DOĞANAY isimli yazarın "Bid’atçılıkla Tenkid Edilen Buhârî Ravileri" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

Narrators Of Al-Bukhârî Who Are Comdemned To Ahl Al-Bid’a

Abstract

Sahih al-Bukhârî considered as the most respected source of hadith by Ahl as-Sunnah has took the first place in al-Kutub as-Sitta. While Bukhârî has attempted to collect the valid ahadith is regarded as the first collector, it seems as if a consensus has been achieved at the superiority of this book to other hadith sources in terms that it comprises this kind of ahadith. However due to criticism takes place on the ground of the science of hadith, Sahih al-Bukhârî was also naturally criticized from various aspects.

The ahadith in Sahih al-Bukhârî were criticised from their sanad (chain of narrators), texts and reporters. Some of Bukhârî ahadith has been subject to criticism in respect to contradiction to Islamic principles, the basis of Quran, consensus (Ijmaa), reason, historical facts etc. A part of criticism of sanad and narrator is related to the discontiunity in the chain of narrators, being of excess-deficiency in terms of narrator, the displacement of a narrator with an other narrator, the disaffirmations directed to narrator from aspects of being ignorance, mistake, opposition, tadlîs, innovation (bid`ah).

In this article, our topic is the narrators of Bukhârî accused as owner of innovation and criticized because of the creed. These narrators were disaffirmed due to their creed and considered them as weak. As is known al-Jarh wa al-ta'dil are subjective. Accordingly, Bukhârî`s own thoughts and attitudes have more importance about these narrators whom criticised to be ahl al-bid`a. Consequently, in this study Bukhârî`s thoughts and attitudes about these narrators has been examined starting from his own books.

Keywords: Sahih al-Bukhârî, al-Târîkh al-Kabîr, Ahl al-Bid'a, Jarh and Ta’dîl, al-Bukhârî’s Method of Carh-Ta’dîl

License: "Narrators Of Al-Bukhârî Who Are Comdemned To Ahl Al-Bid’a" by Süleyman DOĞANAY is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

3. İslam ve Diğer Medeniyetlerin Engelliye Bakışı

Yıl : 201501 Sayı : 0 Sayfa : 55-65 İndir : 20150103.pdf

Yazar : Salim ÖZER

Öz

Yalnız bizim dilimiz Türkçe’de değil diğer birçok dilde de engelli ve engellilik anlamına gelen birden fazla sözcük bulunmaktadır. Arapçada’ da engellileri isimlendirmede zaman zaman farklı kelimeler kullanılmıştır. Özürlü insanların, herkes gibi eşit hak ve hukuka sahip olmaları insan olarak en doğal haklarıdır. Fakat, bu tür insanlar sahip oldukları özürlerinden dolayı temel ihtiyaçlarını karşılamada sayısız zorluklar ve güçlüklerle karşılaşmaktadırlar. Bu kişiler, karşılaştıkları engeller sebebiyle kendilerini yalnız hissetmelerinin yanında, içinde yaşadıkları toplum tarafından yanlış anlaşıldıklarını düşünmektedirler. Geçmişten günümüze engellilere karşı negatif ayrımcılık, istismar, dışlanma, bir eğlence aracıymış gibi kullanma ve benzeri kötü davranışlar reva görülmüştür.  Mesela tarih boyunca bazı ırklar örneğin; zenciler, Yahudiler, kadınlar, etnik ve dinsel gruplara mensup kişilerin maruz kaldıkları haksızlıklar basın yayın organları tarafından daha etkin olarak dillendirilmeye başlanmıştır.  Antik çağdan 16. ve 17. asra kadar engelliliğin başlıca sebebi,  çevrede var olduğu kabul edilen kötü ruhlar, şeytanlar ve bunların olumsuz etkileridir. Bazı filozofların ileri sürdüğü gibi,  yeryüzündeki canlı varlıklar sıralamasında engelliler en alt tabakada gösterilmişlerdir.  Biz, bu makalemizde engelliler ki hakkında çözüm önerilerimize geçmeden önce, Antik tarihe bakıp bu insanların içinde yaşadıkları toplumlar tarafından mâruz bırakıldıkları menfi davranış ve tutumları göz önüne getirerek günümüzdeki konumlarıyla bir kıyaslama imkânı da bulma fırsatı yakalamış olacağız ve kısaca da olsa eski medeniyetlerde, İslam medeniyetinde ve ayrıca Selçuklulardan günümüzde ülkemizdeki engellilerin durumlarından bahsedeceğiz.

Anahtar Kelimeler: Engelli, özürlü, antik, tarih, İslam, medeniyet, Selçuklu

Lisans: Salim ÖZER isimli yazarın " İslam ve Diğer Medeniyetlerin Engelliye Bakışı" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

From The Perspectives Of Islam and Other Civilizations: The People With Disability

Abstract

Not only in our Turkish language but also in the other languages there are several terms and words that meanings  disabled and disability. It is also used different words that means the disabled  people in Arabic. The people with disabilities must have equal rights and rule of law as well as every body. It is the most natural rights as human beings like everyone else. But unfortunately these people have been facing numerous challenges and difficulties in their daily lives  because of their disability.

For example: throughout the history suffered persons some breeds such blacks, and Jews, and women, belonging to religious groups or e.t.c. by injustices have been expressed by the publications more effectively. The main cause of disability from ancient times until the 16th and 17th centuries, the evil sprits that are considered in around, demons and the effects of these negative. Some philosophers put forward that in the ranking living beings all of the earth, disabilies are as substratum.

In this article it is examined the negative attitudes and behaviors of the societies against to the people with disabilities. We will be found the possibility and opportunity to make a comparison of those attitudes with the current position of those behaviors today. In addition it is dealt with the social situation of people with disabled people since the beginning of the ancient times to the present day specially Seljuk period and Islamic civilization of today. We will be offered some solutions related to current problems about them.

Keywords: Disabled, antique, history, Islam, civilization, Seljuks

License: "From The Perspectives Of Islam and Other Civilizations: The People With Disability" by Salim ÖZER is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

4. Murâd-ı İlâhînin Anlaşılması ve Yorumlanması İle İlgili Ontolojik Zorluklar

Yıl : 201501 Sayı : 0 Sayfa : 67-92 İndir : 20150104.pdf

Yazar : Mehmet DEMİRCİ

Öz

Kur'an'ın anlaşılması ve yorumlanması, başka bir ifadeyle murad-ı ilahîyi anlama çabaları, İslam geleneğinde tefsir ilminin ana mevzuunu teşkil etmektedir. Allah ile insan arasındaki ontolojik fark, murâd-ı ilâhînin insan tarafından anlaşılabilmesini zorlaştırmaktadır. Bu yüzden, tefsir ilminin tanımı yapılırken sonunda “beşerin gücü ölçüsünde” kaydı ilave edilmiştir. Bir sözü anlamanın ve yorumlamanın dilsel bir yönü bulunmakla birlikte onun bu yönünü de kuşatan varoluşsal bir yönünün bulunduğu gerçeğinden hareketle, te’vil faaliyetinin metafizik boyutlarının olduğu söylenebilir. Bu metafizik boyutu anlayabilmek, varoluşsal bir birliğe ulaşmaktan geçmektedir. Murâd-ı ilâhînin varoluşun bütün boyutlarını kuşatan bir biçimde tezahür etmesi, vahye mazhar olan Peygamberlerde ortaya çıkan bir durumdur. Vahye mazhar olmayan diğer insanların İlahi Kelam’ın muradına varoluşsal düzeyde nüfuz edebilmeleri, tekamüle doğru bir varoluş sürecini gerekli kılmaktadır. Bu nedenle, bu seviyedeki bir anlama, kâmil insanî bir düzeyde gerçekleşir. İnsanın Allah Kelamına bu derecede nüfuz etmeye çalışması, murâd-ı ilâhînin anlaşılmasında ontolojik birliğin gerçekleştirildiği bir seviyeyi gerektirir. Orada konuşan ile dinleyenin arasındaki ikiliğin ortadan kalkması, başka bir ifadeyle, izafi varlığın mutlak varlıkta yok olması söz konusudur. Bu, vahdetin tam anlamıyla gerçekleştiği hakka’l-yakîn mertebesini ifade etmektedir. Bu makalede, önce Kur’an-ı anlama yolunda ön plana çıkan bazı kavramlara açıklık getirdikten sonra, yorum ve anlama konularına yer verilecektir. Daha sonra, Kur’an’ı anlama konusunda geçmişten günümüze süregelen iki aşırı yorum tarzına işaret edilecektir.

Anahtar Kelimeler: Kur’an, tefsir, yorum, hermeneutik, varoluşsal

Lisans: Mehmet DEMİRCİ isimli yazarın "Murâd-ı İlâhînin Anlaşılması ve Yorumlanması İle İlgili Ontolojik Zorluklar" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

Ontological Difficulties Of Understanding The Divine Purpose

Abstract

Understanding and interpretation of the Qur'an, in other words, the efforts to understand the divine purpose, constitute the main subject of Tafseer in the Islamic tradition. The ontological difference between God and man, makes the divine purpose difficult to understand for man. Therefore, while Tafseer is being defined, the phrase "human capacity" is added. Although there is a linguistic aspect of understanding and interpretation, starting from the fact that it has also a existential aspect embracing this aspect, it can be said that there is metaphysical dimensions of al-tavil. To understand metaphysical dimensions is accomplished by way of an existential unity. The manifestation of the divine intention in a way encompassing all aspects of existence is a situation arising in lifes of prophets to whom directly addressed. The penetration of the others people to whom revelation is indirectly addressed requires an existential process. Therefore, an understanding at this level actualizes in perfect humanitarian level. Our efforts to penitrate the divine word requires the level in which ontological unity is realized. In this level, the disappearance of duality between the speaker and listener, in other words, being got lost the relative existence in the absolute existence is in question.  This expresses the level in which the full unity (haqq al yakeen) is actualized. Firstly in this article after some of the concepts needed to understand the Qur'an is explained, it will be made room for the interpretation an understanding topics. Afterwards it will be refered to two overinterpretations lasting from past to present.

Keywords: Qur’an, tafseer, exegesis, hermeneutics, existential

License: "Ontological Difficulties Of Understanding The Divine Purpose" by Mehmet DEMİRCİ is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

5. Postmodern Yaklaşımda Dil ve Gerçeklik: Bir Eleştiri

Yıl : 201501 Sayı : 0 Sayfa : 93-124 İndir : 20150105.pdf

Yazar : Cenan KUVANCI

Öz

Postmodern bakış açısına göre, dünya yorumdan bağımsız kendinde şey olarak var olamaz; aksine, ancak yorumlar aracılığıyla var olur. İnsan zihni, hiçbir zaman tarihdışı bir noktadan dünyayı yargılayamaz; çünkü o, dünyanın dışında bir yere konumlanmış değildir. Dolayısıyla, tüm bilgilerimiz, yorumlayıcı sosyo-lingüistik bağlamın bir parçasıdır; herhangi bir bağlamın ötesinde, yine başka bir yorumlayıcı bağlam vardır. Kısaca, bütün insan bilgisi, insanî ilgi, kaygı ve beklentileri yansıtan gösterge ve semboller yoluyla iletilir.

Anlaşılacağı üzere, bu yaklaşım çoğulcu ve göreceli bir yaklaşımdır. Sözgelimi, hangi türden olursa olsun, herhangi bir metin, kesin ve güvenilir dildışı bir temele oturtulamaz; olsa olsa o, başka bir metine atıfta bulunur. Başka bir ifadeyle, gösterenler arasındaki oyundan asla kaçamayız; çünkü dil ile gerçek arasında imtiyazlı bir bağ kurulamaz. Bu nedenle, her tür metin, hizmet ettiği nazarî ve amelî amaçlara dayalı olarak çözümlenmelidir. Burada, temel amaç kararlı yapıları çözme, metafiziksel felsefelerin yanlışlığını gösterme ve Akıl`ın düzeyini düşürmedir. Bu anlamda, postmodernizm, merkezsizleştirici, çözücü ve indirgeyici; ayrıca, bütüncül söylem ve yaklaşımlara karşı şüpheci bir tavırdır.

Bu makaledeki amacım, insan varoluşunu ve dili tüm bilişsel iddialar için nihâî atıf çerçevesi olarak görmenin neden olduğu sorunlara bir parça dikkat çekmektir. Bu makalede, ilk olarak, Postmodern anlayışın betimlemesi yapılacak, ikinci olarak, bu anlayışa eleştiriler yöneltilecektir.

Anahtar Kelimeler: Postmodern, dil, gerçek, bakışaçısı, metafor

Lisans: Cenan KUVANCI isimli yazarın "Postmodern Yaklaşımda Dil ve Gerçeklik: Bir Eleştiri" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

Language and Reality In Postmodern Approach: A Criticism

Abstract

According to the postmodern perspective the world can not exist as a thing in itself independent from the interpretation;  in contrast, however, it comes into being only by way of the interpretations. The human mind can never judge the world from an ahistorical point; because it is not placed in a location outside of the world. Thus, our all knowledge is a part of the interpretive context; beyond any context, there is also another interpretive context. In short, all human knowledge can be conveyed through signs and symbols reflecting human interests, concerns and expectations.

As it is understood, this approach is pluralistic and relativistic. For example, no matter what type of,  any text can not be fixed on accurate and reliable non-linguistic basis; at the furthest, it refers to another text. In other words, we never escape from the game between signs; because a privileged connection can not be established between language and reality. Therefore any text must be analysed on the basis of theoretical and practical purposes that those serves. Here, the main objective is solving the stable structure, showing the falsity of metaphysical philosophies and dropping the mask of intellect. In this sense, postmodernism is decentering, dissloving and reducing; in addition, it is a skeptical attitude against the holistic approaches and discourses.

My aim in this article is a little bit to draw attention to the problems caused by seeing human existence and language as the ultimate frame of reference for all cognitive claims. In this article, firstly it will be described the postmodern understanding, secondly critisim will be directed to this understanding.

Keywords: Postmodern, language, reality, perspective, metaphor

License: "Language and Reality In Postmodern Approach: A Criticism" by Cenan KUVANCI is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

6. İlahiyat Fakültelerinde Yürütülen Kur'an Okuma ve Tecvid Dersleri İçin Bir Program Önerisi

Yıl : 201501 Sayı : 0 Sayfa : 125-165 İndir : 20150106.pdf

Yazar : Abdullah BENLİ

Öz

Bu makalede ilahiyat fakültelerinde yürütülen Kur’an Okuma ve Tecvid dersleri için bir program önerisi sunulmaktadır. YÖK tarafından 2010-2011 öğretim yılından itibaren ilahiyat fakültelerinde her yarıyılda 2’şer kredi olarak okutulması zorunlu hale getirilen “Kur’an Okuma ve Tecvid” derslerinin daha verimli olarak yürütülmesine katkıda bulunmak gayesiyle böyle bir çalışma yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Bu çalışmayla, bir taslak niteliğinde hazırlanan programın, bu dersleri yürüten öğretim elemanlarının görüş ve istifadelerine sunularak, onların görüşleri doğrultusunda geliştirilmesi ve uygulanabilir hale getirilmesi amaçlanmıştır. Önerilen öğretim programında, programın genel amaçları ve gerekçesi belirlenmiş, bu programa tabi olup gereklerini yerine getiren bir öğrencinin hangi yeterliliklere sahip olacağı maddeler halinde sıralanmıştır. Ayrıca programda yer alan derslerin isimleri, yürütüldüğü sınıf, dönem ve kredileri belirtilmiştir. Her bir dersin ayrıntılı olarak üniteleri, konuları, öğretme-öğrenme sürecindeki yöntemler açıklanmıştır. Kur’an-ı Kerim’i yüzünden okuma, belirlenen sûre ve ayetleri ezberden okuma, ezberden okunan kısımların meali ve tecvid olmak üzere 4 ana kategoride yürütülecek derslerin işleniş usulleri anlatılmıştır. Programda dersten başarılı olma kriterlerine, sınavların yapılış şekline ve ölçme değerlendirmedeki kıstaslara da yer verilmiştir. Programın yürütülmesi sürecinde öğretim yöntem ve teknikleriyle alakalı ihtiyaç duyulan form ve dokümanlar ek olarak sunulmuştur. Sonuç bölümünde, programın başarısının, onu uygulayacak öğretim elemanının gayretine ve başarısına bağlı olduğu vurgusu yapılmıştır. Ayrıca Kur’an derslerini yürütecek kimselere, resmî mesâî saatlerinin dışında Kur’an eğitimine gönüllü olarak vakit ayırmaları, işlerini ibadet neşesi içerisinde severek yapmaları, yürüttükleri dersin Allah’ın kelamı olduğunun bilinci içerisinde hareket etmeleri tavsiyesinde bulunulmuştur.

Anahtar Kelimeler: İlahiyat Fakültesi, öğretim programı, Kur’an-ı Kerim öğretimi.

Lisans: Abdullah BENLİ isimli yazarın "İlahiyat Fakültelerinde Yürütülen Kur'an Okuma ve Tecvid Dersleri İçin Bir Program Önerisi" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

A Recommended Sample Syllabus For The Qur'an Reading/Recitation and Tajwid Courses at Theology Faculties

Abstract

In this article a sample syllabus for the Qur’an reading/recitation and Tajwid courses at Theology Faculties is presented. Since 2010-2011 teaching year these courses have been made compulsory at Theology Faculties, two credits per semester, by YÖK (The Higher Education Council). Therefore we undertook this study with an aim that it may contribute towards conducting these courses in a more productive manner. Through this study we aimed at bringing this syllabus, which is prepared as a sample and a suggestion, to the attention of our colleagues for their perusal and use leading us to have an improved version of it which may be applicable. In the suggested syllabus general aims are outlined and expected qualifications of a student who is satisfactorily instructed according to it are listed. Furthermore detailed units of each course, its topics, methods in teaching-learning process are given and the form of the examinations and criterions for their evaluation are determined. In our proposed syllabus unit details of each course is presented and furthermore the topics and teaching and learning methods are explained. The courses will be conducted in four main categories being Reading the Qur’an from the text, Memorizing certain chapters and verses of the Qur’an, Learning the meaning of the memorized parts and Tajwid. We have also explained the method of conducting these courses.In our study we also pointed out the criteria of being successful in the courses. Due information about form of the examinations, criterions to measure success and to evaluate students’ level are also presented. Necessary forms and documents advised for the execution of the syllabus are attached. In the conclusion it is emphasised that the success of the syllabus depends on the efforts and success of the teaching staff who conduct the courses. Those who conduct the Qur’an classes are advised that they should voluntarily keep teaching outside official teaching hours and carry out their duties in a joy of worship and they should always keep in mind that the topic they teach is the very Word of Allah.

Keywords: Faculty of Theology, teaching syllabus, the teaching of the Qur’an

License: "A Recommended Sample Syllabus For The Qur'an Reading/Recitation and Tajwid Courses at Theology Faculties" by Abdullah BENLİ is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

7. İnsan ve Hayatın Anlamı Bağlamında Ötanazi

Yıl : 201501 Sayı : 0 Sayfa : 167-199 İndir : 20150107.pdf

Yazar : Mustafa ÜNVERDİ

Öz

Ötanazi, hastalığın getirdiği acı ve sıkıntılardan kurtulmak için kolay yoldan ölümü seçmek demektir. İnsanın ölme hakkı olduğunu savunanlar ile yoğun bakım ünitesinde olan ve hiçbir şuur belirtisi göstermeyen canlıyı yetkin insan kabul etmeyenler ötanaziyi geçerli, hatta gerekli görmüşlerdir. Bu yorumlar, problemi hukukun ve etiğin de konusu haline getirmiş, sorun, dinî terminolojiye dahil olmuştur. İslam düşünürleri arasında özellikle İslam hukukçularının ilgi alanına giren ötanazi, dinî meşruiyeti olmayan bir uygulama olarak kabul edilmiştir. Onların, insan hayatının değeri, yaşama hakkı ve intihar-ötanazi özdeşliği/yakınlığı açısından geliştirdikleri tenkitleri yerinde bulmakla birlikte, öne sürdükleri bazı delillerin bağlamından koparılmış olduğu kanaatindeyiz. Bizce, İslam’ın insan ve hayata ilişkin düşüncesi ötanaziyi olumsuzlamaktadır. Nitekim Tanrı, insanı, bedeni ve ruhuyla saygın kılmıştır. İnsan, yaratıcısının teklifine muhatap olamayacağı dönemde, yani hastalığının ileri safhasında, bilincinden yoksun iken de saygındır. İnsan, hayatı kendiliğinden elde etmiş olmadığı için yaşamını kendi iradesiyle sonlandıramaz. Bütün bu söylediklerimiz ilahiyat nazarından bakıldığında geçerlidir. Buna karşın, pozitivist bakış açısıyla bunların tamamı reddedilebilir. O halde ötanazi, bir sağlık sorunu gibi görünse de, problemin temelinde insan ve hayat felsefesi vardır. İnsanoğlu madde, deney ve gözlemi esas kabul edip, manevi şeylerin buharlaşmış olduğunu kabul ettiğinden beri, kendisini tabiatın merkezine yerleştirmiş, enerjisini en yüksek mutluluk için sarf etmiştir. Ölümcül bir hastayı doğal ve sıkıntılı bir ölüm yerine mutlu/iyi ölümle uğurlamak sanırız bunun düşüncenin ürünüdür. Ahiret inancı göz ardı edildiğinde bu maksat makul ve iyi görünmektedir. Gerçekten de yaratıcıyı ve onun vahyini yok saydıktan sonra hemen her şeyi meşru görmek mümkündür.

Anahtar Kelimeler: Ötanazi, insan, hayat, denenme, musibet

Lisans: Mustafa ÜNVERDİ isimli yazarın "İnsan ve Hayatın Anlamı Bağlamında Ötanazi" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

Euthanasia In The Context Of The Meaning Of Human and Life

Abstract

Euthanasia, is to choose death by the easy way to get rid of pain and distress that brought by diseases. Those who argue that people have the right to die and the people who do not accept the creatures that have no signs of consciousness in the intensive care unit as a competent human thinks euthanasia is valid, even necessary. These comments have made the problem the subject of law, ethics and theology. Euthanasia that interests especially Islamic jurists among Islamic scholars, has been accepted as an invalid application. We think that they are right about their criticism about the value of human life, right to live and similarity of suicide-euthanasia but some arguments supported by them are not appropriate in their context. To us, Islam’s thought about human and life negates euthanasia. As a matter of fact, God made man esteemed with his body and soul. The man is also respectable when he is unconscious in advanced stages of the disease. The man cannot end his life with his own will as he didn’t gain it on his own. All that we have said is true when viewed from the eyes of theology. Whereas all of these may be rejected by the positivist perspective. Although euthanasia seems to be as a health issue the problem is about philosophy of life and people. Since mankind has accepted matter, experiment and observationas fundamentals and spiritual things are gone, he put himself to the center of nature and he spent his energy for the highest happiness. We think that sending off a terminally ill person to a happy death instead of a natural and bad one is the product of this thought. When we ignore the hereafter blief this purpose seems to be reasonable. Actually, when the Creator and his words are ignored, it’s possible to think everything is legitimised.

Keywords: Euthanasia, human, life, test, mentality

License: "Euthanasia In The Context Of The Meaning Of Human and Life" by Mustafa ÜNVERDİ is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

8. Kâdî Abdulcebbâr’ın Rü’yetullah’ın Reddine İlişkin Dayanakları

Yıl : 201501 Sayı : 0 Sayfa : 201-245 İndir : 20150108.pdf

Yazar : Veysi ÜNVERDİ

Öz

Kâdî Abdulcebbâr rü’yetullahı ontolojik ve epistemik açılardan reddetmiştir. Ona göre rü’yetin kabulü Allah’ın bir mekân ve yönde yer almasını gerektirir. Bu ise aşkın varlığın sonlu ve sınırlı olan hâdislere benzemesidir. Mu’tezilî tevhid ilkesine göre Allah’ın zâtı itibariyle mahlukata benzemesi muhaldir. Dolayısıyla rü’yetin reddi Allah’ı teşbih ve tecsimden korumak için zorunludur. Bu doğrultuda o, rü’yete ilişkin ayetleri aklın belirlediği ilkelerden hareket ederek tevil etmiş ve bir anlamda vahyin görüşünü değil, aklın öngörüsünü doktrinleştirmiştir. Bunu, onun, tevhid ve adalet konularındaki ayetleri aklın önceden belirlediği ilkelerle anlaşılması gerekir, şeklindeki beyanından anlamak mümkündür. Neticede o, tevhid prensibine dayalı olarak argümanlarını geliştirmiş ve rüyetullah konusunda Mu’tezilî menfî görüşü ortaya koymuştur. Bunun yanında ona göre rü’yetullah bahsinde delil olarak öne sürülen rivayetler hem sübutu hem de delaleti açısından epistemik değer taşımaz.

Bu çalışma, aklın adeta bir postulat olarak ileri sürdüğü ilkelerle nassı okumanın nasıl bir sonuca ulaştırdığını ortaya koymaya çalışacaktır. Lafzın zahirinin açıkça bir söz söylediği yerde tevilin konuşması, kabulü ya da en azından ispatı mümkün olmayan sonuçlara ulaştırır. Bu yüzden özellikle ahiret hayatı gibi sem’iyyât alanına dahil bir konuda aklın değil vahyin diliyle konuşmak daha isabetlidir.

Anahtar Kelimeler: Mu’tezile, Kâdî Abdulcebbâr, rü’yetullah, nazar, idrak

Lisans: Veysi ÜNVERDİ isimli yazarın "Kâdî Abdulcebbâr’ın Rü’yetullah’ın Reddine İlişkin Dayanakları" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

The Basis Of Qadi Abd Al-Jabbar On The Rejection Of Visibility Of Allah

Abstract

Qadi Abd al-Jabbar has rejected visibility of Allah because of ontological and epistemological reasons. According to him the acclaim of visibility requires the existence of Allah in particular environment and direction. This means that transcendental presence is similar to finite and limited cases. As to Mu’tazila tawhid principle it is impossible for Allah to resemble a creature. So that the rejection of visibility of Allah is inevitable in order to protect Him from embodying and similitude. In accordance with those thoughts Abd al-Jabbar has interpreted verses on visibility of Allah on the basis of reason, so that he has built a doctrine on foresight of mind instead of the arguments of the verses. This can be inferred from his declaration which indicates that the verses on tawhid and justice should be understood by principles of mind. As conclusion he built his arguments on the basis of tawhid principle and declared negative view of Mu’tazila on visibility of Allah. Moreover according to him the narrated evidences asserted for visibility of Allah do not bear epistemological merit in terms of certainty and indication.

This study aims to reveal the conclusion of reading written sources of Islam by the principles of mind. The selection of its interpretation instead of the actual thing will lead conclusions that cannot be accepted, or at least cannot be proved. Therefore it is the right decision to speak via verses instead of reason on issues of transmission such as life of the Hereafter.

Keywords: Mu’tazila, Qadi Abd al-Jabbar, visibility of Allah, sight, mind

License: "The Basis Of Qadi Abd Al-Jabbar On The Rejection Of Visibility Of Allah" by Veysi ÜNVERDİ is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

9. Hanefi Tabakât Kitapları Arasında Kınalızâde’nin Tavakâtu’l-Hanefiyyesi’nin Yeri

Yıl : 201501 Sayı : 0 Sayfa : 247-262 İndir : 20150109.pdf

Yazar : Nazım BÜYÜKBAŞ

Öz

Tabaka Arab dilinde mertebe ve hal anlamlarına gelir. Tabakât ise tabaka’nın çoğuludur. Terim olarak ise tabakât, bir zamandaki ya da farklı zamanlardaki şöhret bulmuş insanların ilim veya meslekte bir seviyede olanların biyografileridir. Tabakât eserleri olaylara göre değil, insanlara göre düzenlenir. İnsanların bilim ya da mesleklerinde derecelere, sınıflara ve nesillere ayrılarak sınıflandırılması İslam’ın ilk yıllarında ortaya çıkmıştır. İlim adamları İslam’ın hüküm kaynaklarından ikincisi olan sünneti uydurma rivayetlerden  koruma çabasına girmişdir. Böylece hadislerin şahıslardan alınmasında bir kural olarak şahısların durumlarını bildiren rical ilmi doğdu. Sonra tarih, edebiyat, fıkıh, tefsir gibi alanlarda tabakât ilmi yayılarak devam etmiş, tabakâtu’l–fukahâ, tabakâtu’ş-şuarâ, tabakâtu’l-müfessirîn, tabakâtu’l-kurrâ gibi pek çok dallara ayrılmışdır. Zaman içinde tabakât kitapları mesleklere, şehirlere, asırlara veya mezheplere göre tasnif edilmeye başlamıştır. Daha sonra fukahanın ictihad özelliğine gore sınıflandırılması ortaya çıkmıştır. Fukahanın ictihad konusunda sınıflandırılmasının önemi, görüşler çeliştiği zaman kimin ictihadının alınıp kiminki terk edilecek bunun bilgisinin ortaya çıkmasında görülür. Kınalızâde’nin tabakâtından önce de Hanefi mezhebine dair tabakât eserleri yazılmışdır. Ebu Hanife’nin hayatından söz ederek başlayan Kınalızâde’nin Tabakâtu’l-Hanefiyye’si, İbn Kemal Paşazade’ye kadar  geçen  Hanefi hukukçular hakkında kısa bilgiler vermektedir.  Eserinde özlü bir dil  kullanan Kanalızâde’nin başlıca kaynağı biyografi çalışmalarıdır. Kınalızâde’nin tabakâtı, Hanefi tabakâtları arasında kısa ve öz olmasına rağmen pek çok Hanefi fakihin hayatına yer verir. Eserin yazma nüshaları, İslam dünyası kütüphanelerinde bolca bulunmaktadır ve bu da gördüğü rağbete delildir. Taşköprüzâde’ye nisbet edilerek Tabakâtu’l- Fukaha adıyla basılan eserin de aslında Kınalızâde’nin Tabakâtu’l-Hanefiyye’si olduğu iddia edilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Tabakât kitapları, Kınalızâde, Tavakâtu’l-Hanefiyye

Lisans: Nazım BÜYÜKBAŞ isimli yazarın "Hanefi Tabakât Kitapları Arasında Kınalızâde’nin Tavakâtu’l-Hanefiyyesi’nin Yeri" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

Place Of Kinalizade’s “Tabaqatu’l-Hanafiya” Among Tabaqatu’l-Hanafiya Books

Abstract

Tabaqah in the language of the Arab means rank (class, category) and status, (situation, circumstance). In scientific terminology, Tabaqat (plural form of tabaqah) means the notable individuals of same level of knowledge in science or profession in the same period or in the different periods.  Tabaqat arranges not through events but through people. Arranging people by rank, class or generation in science or profession in Islam first appeared during the emergence of Islam. Muslim scholars with the aim of protecting Sunnah which is the second source of Islamic Law from false attributes established certain rules in the selection of narrators thus tabaqat science came into existence. Later on it expanded and included the spheres of History, Literature, Fiqh ( İslamic Law), Tafseer (Commentary of The Quran) and after its development this science was divided into several branches such as Tabaqatu’l-Fuqaha, Tabaqatu’ş-Şuarâ, Tabaqatu’l-Müfessirîn, Tabaqatu’l-Kurrâ. In some cases The Tabaqat Books (biographical dictionaries) were organized according to profession, city, chronological order or religious doctrines. The importance of writing the biographies of Fuqaha stems from the fact that at the time of divergence of views whose opinion will be preferred. The Books of Tabaqatu’l-Hanafiya were written before Kınalızâde’s Tabaqat. But Kınalızâde’s Tabaqatu’l-Hanafiya gives the biographies of Hanafi scholars briefly and begins with Imam Abu Hanifa, ends with Kemal Paşazade. Style of Kınalızâde in this book is terse and sources of it are biography books. Place of Kınalızâde’s Tabaqat among Tabaqatu’l-Hanafiya books is privileged. Because, in spite of it’s brevity, it contains a large numbers of biographies. It’s manuscripts are abundant in the Islamic Libraries. This is an evidence that it was in demand.  The manuscript attributed to Taşköprüzade and published by the name of Tabaqatu’l-Fukaha is claimed that it’s in fact Kınalızâde’s Tabaqatu’l-Hanafiya.

Keywords: Tabaqah books, Kinalizade, Tabaqatu’l-Hanafiya

License: "Place Of Kinalizade’s “Tabaqatu’l-Hanafiya” Among Tabaqatu’l-Hanafiya Books" by Nazım BÜYÜKBAŞ is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

10. Osmanlı Devleti’nin Kuruluşunda Dinî Etki

Yıl : 201501 Sayı : 0 Sayfa : 263-286 İndir : 20150110.pdf

Yazar : Ömer CİDE

Öz

Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda dinin etkisi gündemde olan bir konudur ve bunun tartışılmaya başlanması Herbert Adams Gibbons’un Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemiyle ilgili iddialarıyla olmuştur. O, Osmanlı Devleti’nin kurucu unsurunu yerli Rumlara bağlamaya çalışmış, Osman Bey’in Anadolu’ya geldiğinde Müslüman olmadığını, etrafında gördüğü ırktaşlarından etkilendiğini ve bu şekilde Müslüman olduğunu iddia etmiştir. İslam dinini kabul eden Osman Bey, hemen gaza ideolojisini benimsemiş ve daha önce iyi ilişkiler içerisinde olduğu tekfurlara saldırmaya başlamıştır. Temelde üç ana eksen üzerinde tartışmaların devam ettiğini görmekteyiz. Birincisi Osmanlı’nın kuruluşunu tamamen dine bağlayan anlayıştır. Batılı tarihçilerde Gibbons ve Wittek bu düşüncenin ilk temsilcileri sayılır. İkincisi Osmanlı’nın kuruluşunda dinin hiçbir şekilde etkisinin bulunmadığını hatta Osmanlı’da gaza anlayışının bile olmadığını ileri süren görüştür. Üçüncüsü ise beyliğin kuruluşunda dinî etkinin olduğunu kabul etmekle birlikte kuruluş için dinin tek başına yeterli bir sebep olmadığını iddia eden görüştür. Sosyal bir varlık olan insanın birçok yönünün olduğu inkar edilemez bir gerçekliktir. Bu kabulden hareketle onun eseri olan devletin kuruluşunda değişik etkenlerin olması doğaldır. Devletin kuruluşunda dinî etkinin yanında ekonomik sebepler de olabilmektedir. Bunları birbirinden ayıran kesin çizgilerin olduğunu söylemek kolay değildir. Ancak bütün unsurların aynı etkiye sahip olduğunu söylemek de güçtür. Osmanlı beyliğinin kuruluşunda dinî etkinin olduğunu kaynaklar açık bir şekilde söylemektedir. Ayrıca bu iddiayı destekleyen başka unsurların da olduğunu anlamaktayız. Bu kanıtların başında 1324 yılında düzenlenmiş olan vakfiye gelmektedir. Diğer bir kanıt ise Orhan Bey döneminde Anadolu’yu gezmiş olan İbni Batuta’nın aktarmış olduğu bilgilerdir. Makalede, söz konusu tartışmalar çerçevesinde Osmanlı Devleti’nin kuruluşundaki dinî etki ele alır. 

Anahtar Kelimeler: Din, Osmanlı, fetih, kuruluş

Lisans: Ömer CİDE isimli yazarın "Osmanlı Devleti’nin Kuruluşunda Dinî Etki" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

Religion Effect At The Establishment Of Ottoman State

Abstract

Effect of religion in establishment of Ottoman state is a subject in the academic agenda and discussions on this subject have been started with Gibbons’s claim about establisment period of Otoman state. Gibbons argued that the Otoman founder component with local Rums. He claim that Osman Bey have not been Muslim when he had came to Anatolia and he was effected by his Muslim folk and he converted to İslam. Osman Bey adopted gaza’s ideology and than he started to attack  his old feudal allies. We see that discussions have been continued on the three ways. First approach is that foundation of Ottoman connects to the religion completely. Gibbons and Wittek considered the first representatives of this idea. Second approach believes that establishment of Ottoman does not have any relationship with religion and advocates claim that there was no Gaza ideology in Ottomans. Third approach accepts the role of religion on the establishment of Ottoman State but not to be sufficient reason alone. The human as a social being has many aspects. In this point, naturally there are many different factors on the establishment of a state by human. On the establishment of a state, there may be economic reasons in addition to religion. It is not easy to say that there are certain lines separating them from each other. We also cannot say that all factors have the same effects. Literature clearly said that there was religious effect on the establishment of Ottoman State. Moreover, we can understand that there are other evidences supporting this idea. Primary evidence of this idea is explanatory text written on a foundation in 1324. Another evidence is information transferred by Ibn Batuta who travelled throughout Anatolia in time of Orhan. This article discusses the religious impacts on the establishment of Ottoman State.

Keywords: Religion, Ottoman, conquest, establishment.

License: "Religion Effect At The Establishment Of Ottoman State" by Ömer CİDE is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

11. İlahiyat Fakültesi Mezunlarına Verilen Pedagojik Formasyon Eğitiminin Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Tutum ve Kaygı Düzeyleri Üzerindeki Etkileri

Yıl : 201501 Sayı : 0 Sayfa : 287-310 İndir : 20150111.pdf

Yazar : Macid YILMAZ

Öz

Öğretmen adaylarının aldıkları pedagojik formasyon eğitiminin sonucunda, bilişsel, duyuşsal ve beceri alanlarında mesleğe uygun davranış değişikleri meydana getirmeleri beklenmektedir. Adayların sahip olacakları etkili öğretmenlik nitelikleri içerisinde, neyi ve nasıl öğreteceklerini bilmelerinin yanı sıra, ne zaman öğretecekleri gibi stratejik tutum ve becerilere de sahip olmaları gerekir. Bu nedenle öğretmen adaylarının pedagojik formasyon derslerine ve öğretmenlik mesleğine karşı tutumları ve mesleki kaygıları onların görev yapacakları eğitim ortamlarındaki iletişim becerilerini, verimliliklerini ve başarılarını etkilemektedir. Bu araştırmada pedagojik formasyon eğitimi alan İlahiyat Fakültesi mezunlarının öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarını ve kaygı durumları etkileyen faktörlerin neler olduğu incelenmektedir. 

Çağımızda öğretmenlik, özel uzmanlık bilgisi ve becerisi gerektiren uygulamalı bir meslek olarak kabul edilmektedir. Tarih boyunca öğretmenlik, doğrudan insanla ilgili bir meslek olması yönüyle, sadece bir kazanç kapısı olarak değil, aynı zamanda kutsal bir meslek olarak değerlendirilmiştir. Toplumsal yaşamın sürdürülmesinde, bilgi ve teknolojinin yaygınlaşmasında böylesi önemli bir yere sahip olan öğretmenlik mesleği, çeşitli açılardan en çok tartışılan mesleklerden biridir. Öğretmenlik mesleğinin başarılı bir şekilde yürütülebilmesi için mesleki becerilerin yanı sıra bireyin bu mesleğe yönelik ilgi ve sevgisi öncelikli aranan hususlardandır. Çünkü aday öğretmenlerin mesleğe yönelik il­gi ve olumlu tutumları öğretmen yeterliğini sağlayacak en önemli ölçütlerden birisi olarak sayılabilir. Bu nedenle İlahiyat Fakültesi mezunlarının pedagojik formasyon eğitiminde yer alan derslere karşı nasıl bir tutum takındıklarını tespit etmek, bu alanda eğitim veren uzmanlara ve araştırmacılara önemli geri bildirimler sağlayacaktır.

Anahtar Kelimeler: Pedagojik formasyon, öğretmenlik mesleği, mesleki kaygı

Lisans: Macid YILMAZ isimli yazarın "İlahiyat Fakültesi Mezunlarına Verilen Pedagojik Formasyon Eğitiminin Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Tutum ve Kaygı Düzeyleri Üzerindeki Etkileri" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

The Effects Of The Pedagogical Formation Education Given To The Faculty Of Theology Graduates Upon The Attitudes And Anxiety Levels Towards The Profession Of Teaching

Abstract

At the end of the pedagogical formation education that is given to teacher candidates, it is expected that they create behavioral changes which are appropriate to the profession in cognitive, affective and skill areas. Within the effective teaching qualifications that the candidates will have, it is necessary for them to know what and how to teach as well as having strategic attitudes and skills such as knowing when to teach. Thus, the attitudes and anxiety levels of the teacher candidates on pedagogical formation courses and on the profession of teaching effect their communication skills, productivity and success in the educational environment they will work in. In this study, it is analyzed which factors are effective on the attitudes and anxiety levels of Faculty of Theology graduates, who are given pedagogical formation education, towards the profession of teaching.

In today’s world, teaching is considered as a practical profession that requires specialized knowledge and skills. Throughout history, teaching has been considered not only as a way of earning a living but also as a holy profession as it is a profession that is directly connected to human. Teaching profession, which has such an important place in the continuation of communal living and making information and technology widespread, is one of the much-debated professions from various aspects. In order to successfully practice the teaching profession, it is expected that a person must have interest and favor towards this job as well as professional skills. Because, interest and positive attitude of candidate teachers towards the profession, can be regarded as one of the most important criteria to provide teacher proficiency. For this reason, determining what kind of an attitude the Faculty of Theology graduates have towards the lessons given in pedagogical formation education, will provide significant feedback to the experts and researchers giving education in this field.

Keywords: Pedagogical formation, profession of teaching, career concerns

License: "The Effects Of The Pedagogical Formation Education Given To The Faculty Of Theology Graduates Upon The Attitudes And Anxiety Levels Towards The Profession Of Teaching" by Macid YILMAZ is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

12. Bir Fetva Belirleme Yöntemi Olarak Heyet İçtihadı ve İslam Dünyasında Bu Amaçla Kurulan Fıkıh Meclisleri

Yıl : 201501 Sayı : 0 Sayfa : 311-342 İndir : 20150112.pdf

Yazar : Mustafa Bülent DADAŞ

Öz

Heyet içtihadı; “Bir grup müçtehidin şer’î zannî bir hükme ulaşabilmek için beraberce gayret sarf etmeleri” şeklinde tarif edilir. Günümüzde anlaşıldığı veya uygulandığı gibi olmasa da, heyet içtihadının sahabe dönemi başta olmak üzere sonraki dönemlerde de devam ederek uygulandığı söylenebilir. Sayıları ne kadar olursa olsun İslam âlemindeki tüm müçtehitleri bir araya getirmedikçe heyet içtihadı sonucu varılan hükmü, usulî anlamda icmâ ile varılan bir hüküm gibi saymak mümkün değildir. Bununla birlikte bu yöntemle alınan kararlar, heyet içtihadı şeklinde alınıp, istişare edilerek üretildiği için ciddi bir kıymeti haizdir. Nitekim güncel meseleler hakkında yazılan kitapların, bu tür içtihatlara sıklıkla başvurması ve onlara müracaat edilmesini tavsiye etmesi bu kararların ne denli önemli olduğunu göstermektedir.
Asrımızın getirdiği problemlerin zorluğu, karmaşıklığı ve diğer disiplinlerle sıkı ilişkisi ilim adamlarının bir araya geleceği fıkıh meclislerin tesisini zorunlu hale getirmiştir. Bu ihtiyaç dikkate alınarak uluslararası ve yerel fıkıh meclisleri kurulmuştur. Söz konusu meclisler heyet içtihadı ile Müslümanların problemlerine çözüm olacak şer’i hükümler üretmektedir.
Heyet içtihadına önem verme, bu tür içtihadın üretildiği fıkıh meclislerinin kararlarını gündeme getirme ve bu meclislerin daha fazla müçtehidi bir araya getirmesini temin etmek adına gayret etmenin icmaya götürecek bir köprü vazifesi görmesinin yanında, fetva konusunda başıboşluğun önüne geçebileceğini en azından halkın bu tür fetvalara rağbetini azaltacağını düşünmekteyiz.

Anahtar Kelimeler: Heyet içtihadı, icmâ, fıkıh meclisleri

Lisans: Mustafa Bülent DADAŞ isimli yazarın "Bir Fetva Belirleme Yöntemi Olarak Heyet İçtihadı ve İslam Dünyasında Bu Amaçla Kurulan Fıkıh Meclisleri" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

Ijtihad of Committee as Fatwaa Defination of Method and Boards of Fiqh Established in Islamic World for This Purpose

Abstract

Ijtihad of committee is a fiqh activity that some mujtehids struggle to get shar‘î zhannî hukm together. Actually, this type of ijtihad was fulfilling during the first century of İslam and after despite some differences. However, it is really hard to accept that ijtihad of committee is equal to a hukm produced with ijma in usul al-fiqh. Nevertheless the judgments determined by this method have more serious worth because they had been taken by caselaw council and produced with consulting In fact, the state of the written books about current issues and cases which appeal to this type of caselaws frequently and advise to apply to them indicates that how these judgments are important.
That we have difficult and complicated problems which are related to other disciplines in our century compels us to constitute a new board of fıqh that consists of scholars in different majors. To be considered this need, international and local fiqh commission was established.
These new committees have been producing shar’î hukm that will be solution to the todays Muslim’s problems with ijtihad of committee.
Assuredly, the idea of ijtihad of committee will give rise to take decision with ijma. Also, this type of activities will decrease public demands to individual fatwas.

Keywords: Ijtihad of committee, ijma, boards of fiqh

License: "Ijtihad of Committee as Fatwaa Defination of Method and Boards of Fiqh Established in Islamic World for This Purpose" by Mustafa Bülent DADAŞ is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

13. Din ve Maneviyatın Kavramlaştırılması ve Ölçülmesindeki Gelişmeler

Yıl : 201501 Sayı : 0 Sayfa : 343-368 İndir : 20150113.pdf

Yazar : Peter C. HILL; Kenneth I. PARGAMENT / Çev. : Mustafa ULU

Öz

Deneysel çalışmalar din, maneviyat ve sağlık arasında önemli ilişkiler olduğunu göstermiştir. Fakat bu ilişkilerin nedenleri çok da açık değildir. Alışılmış biçimde, din ve maneviyat, sağlığı niçin ve nasıl etkilediklerini açıkça ortaya koymayan global göstergeler vasıtasıyla (kiliseye katılım sıklığı, dinin ve maneviyatın öz değerlendirmesi) ölçülmektedir. Yazarlar, teorik ve fonksiyonel olarak sağlıkla ilişkili olan din ve maneviyat kavramlarının ve bunların ölçümlerinin belirlenmesindeki son gelişmelerin altını çizmektedirler. Ve ayrıca onlar, din ve maneviyatı kavramlaştırma ve ölçmede ilerleme gösteren alanlara da işaret etmektedirler. Psikologlar, fiziksel ve ruhsal sağlıkla kavramsal olarak daha fazla ilişkili olan din ve maneviyat ölçümleri (Tanrı’ya yakınlık, dinî yönelim ve motivasyon, dinî destek ve dinî gayret) sayesinde dindarlığın ve maneviyatın sağlık ve mutluluk (iyi-oluş) seviyelerine yaptığı ayırt edici (karekteristik) katkılar hakkında daha fazlasını keşfetmektedirler.

Anahtar Kelimeler: Din, maneviyat, ölçüm, fiziksel ve ruhsal sağlık

Lisans: Peter C. HILL; Kenneth I. PARGAMENT isimli yazarın "Din ve Maneviyatın Kavramlaştırılması ve Ölçülmesindeki Gelişmeler" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

Advances In The Conceptualization and Measurement Of Religion and Spirituality

Abstract

Empirical studies have identified significant links between religion and spirituality and health. The reasons for these associations, however, are unclear. Typically, religion and spirituality have been measured by global indices (e.g., frequency of church attendance, self-rated religiousness and spirituality) that do not specify how or why religion and spirituality affect health. The authors highlight recent advances in the delineation of religion and spirituality concepts and measures theoretically and functionally connected to health. They also point to areas for growth in religion and spirituality conceptualization and measurement. Through measures of religion and spirituality more conceptually related to physical and mental health (e.g., closeness to God, religious orientation and motivation, religious support, religious struggle), psychologists are discovering more about the distinctive contributions of religiousness and spirituality to health and well-being.

Keywords: Religion, spirituality, measurement, physical, and mental health

License: "Advances In The Conceptualization and Measurement Of Religion and Spirituality" by Peter C. HILL; Kenneth I. PARGAMENT is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

14. Varoluşçu Psikoloji, Din ve Maneviyat: Metod, Uygulamalar ve Deneyim

Yıl : 201501 Sayı : 0 Sayfa : 369-382 İndir : 20150114.pdf

Yazar : Louis HOFFMAN / Çev. : Mehmet Mücahit ATİK

Öz

Varoluşçu psikoloji, özellikle din ve maneviyatla olan ilişkisi bakımından literatürde çoğu zaman yanlış anlaşılmıştır. Son olarak Bartz’ın(2009) Amerikan Psikoloji Derneği’nin yayınlamış olduğu bir dergideki makalesi, varoluşçu psikolojinin dinle ilişkisinin büyük ölçüde yanlış anlaşıldığının açık bir göstergesidir. Buradaki çalışma, varoluşçu psikolojinin din ve maneviyatla ilişkisini ele alan kısa bir tarihçeyle başlamaktadır. Daha sonra da varoluşçu bir din psikolojisi yaklaşımının taslağı çizilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Varoluşçu psikoloji, varoluşçu din psikolojisi, din, maneviyat

Lisans: Louis HOFFMAN isimli yazarın "Varoluşçu Psikoloji, Din ve Maneviyat: Metod, Uygulamalar ve Deneyim" başlıklı bu eseri Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://www.bilimname.com.tr/telif.asp adresinde mevcut olabilir.

Existential Psychology, Religion, and Spirituality: Method, Praxis and Experience

Abstract

Existential psychology, especially its relationship with religion and spirituality, is frequently misunderstood in the literature. A recent article by Bartz (2009) in a journal published by the American Psychological Association is a clear illustration of how commonly existential psychology is misunderstood in its relationship to religion. The current paper begins with a brief history of the relationship of existential psychology with religion and spirituality. Next, one approach to an existential psychology of religion is outlined.

Keywords: Existential psychology, existential psychology of religion, religion, spirituality

License: "Existential Psychology, Religion, and Spirituality: Method, Praxis and Experience" by Louis HOFFMAN is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.
Permissions beyond the scope of this license may be available at http://www.bilimname.com.tr/telif.asp.

.

Görüntülenme : 1971
  • Edİtör : Şahin GÜVEN
  • Yazı İşlerİ : Mustafa ULU
  • Editör Y. : Kadir KAN, Cemil OSMANOĞLU
  • Mizanpaj : M. Derviş DERELİ
  • Tanıtım : Osman BAYDER, A. Ömer YAVUZ
  • Tarİh : 29.05.2015
Editör'den...

Akademik camiaya hayırlı olmasını temenni ederim.

Stil

Düzen Stili

Geniş
Dar

Dar Stil Desenleri

  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern

Dar Stil Resimleri

  • images
  • images
  • images
  • images
  • images

Renk Şeması

Stili Sıfırla